Erisin artık şu karlar.

Dün ananeme giderken bi grup çocuk tarafından kartopu saldırısına uğradım.
Herhangi bi tepki vermedim ama önlerinden geçene kadar en az 4 tanesi kafama geldi.
Karşıdan karşıya geçerken bi çocuk şapkamı çekti.
Dönüp küfür ettim.
O soğukta 20 dakika otobüs bekledim. Sonunda geldi ama tıkış tıkıştı içi.
Ve yanıma çok salak bi kız geldi. Sürekli benimle sohbet etmeye çalıştı.
Bi ara dalmıştım dışarıdan bi çocuk otobüse kartopu attı ve tam benim olduğum cama geldi.
Fena halde irkildim ve çoğu kişi güldü.
Ve yolda 34897 tane tanıdığımı gördüm.
Sonunda otobüsten inebildim.
Fakat şimdide önümde çıkmam gereken buzla kaplı bi bayır vardı.
Düşmeden çıktım ama çok büyük bi savaş verdim.
Sağ salim eve girdim. Hay girmez olaydım !
3 saat boyunca Yaprak Dökümünü izlemek zorunda kaldım ve Ferhundeye sinir oldum.
Ve Necla'ya çokça küfür ettim. Abisinin inşaati yandı o kadar zengin olmasına karşın yardım bile etmedi.
Ali Rıza Bey kadar salak bi baba da görmedim ayrıca.
Sonunda Yaprak Dökümü bitti ve ananem kanalı değiştirdi..
Bu seferde Unutulmaz'ı izlemeye başladı!!
Çapkın bi abi 2 kardeşide hamile bırakmış.
İyi de bundan bize ne?!
Daha fazla dayanamadım ve kulaklığımı takıp düşüncelere daldım.
Üniversiteyi kazanabilicek miyim?
Hangi bölümü okuycam?
Gerçekten tiyatrocu olmak istiyo muyum?
Nerden geldiyse aklıma "editör" olmak geldi.
Bi dergide editör olmak.
Renkli kağıtlar, tüylü kalemler vs vs..
Eveet editör olmalıyım dedim.
Ve tiyatroyu şimdilik 2. plana attım. Çünkü onu hobi olarakta yapabilirim..
Edebiyat okumak gerekiyo üniversitede.
Eh Edebiyat tek anladığım ders zaten!
Bunları düşünürken ananemin kafama portakal fırlatmasıyla dünyaya döndüm ve tam 5 tane elma yediğimin farkına vardım!
Herneyse.. Öyle yani.
Sıkıcı bi akşamdı kısacası..

Şimdi yapmam gereken cumartesi gününe kadar karların erimesini beklemek ve düşmeden Sefa'nın zoruyla MSM'ye ulaşmak!

posted under |
Sonraki Kayıt Önceki Kayıt Ana Sayfa

4 Şubat 2010 Perşembe

Erisin artık şu karlar.

Dün ananeme giderken bi grup çocuk tarafından kartopu saldırısına uğradım.
Herhangi bi tepki vermedim ama önlerinden geçene kadar en az 4 tanesi kafama geldi.
Karşıdan karşıya geçerken bi çocuk şapkamı çekti.
Dönüp küfür ettim.
O soğukta 20 dakika otobüs bekledim. Sonunda geldi ama tıkış tıkıştı içi.
Ve yanıma çok salak bi kız geldi. Sürekli benimle sohbet etmeye çalıştı.
Bi ara dalmıştım dışarıdan bi çocuk otobüse kartopu attı ve tam benim olduğum cama geldi.
Fena halde irkildim ve çoğu kişi güldü.
Ve yolda 34897 tane tanıdığımı gördüm.
Sonunda otobüsten inebildim.
Fakat şimdide önümde çıkmam gereken buzla kaplı bi bayır vardı.
Düşmeden çıktım ama çok büyük bi savaş verdim.
Sağ salim eve girdim. Hay girmez olaydım !
3 saat boyunca Yaprak Dökümünü izlemek zorunda kaldım ve Ferhundeye sinir oldum.
Ve Necla'ya çokça küfür ettim. Abisinin inşaati yandı o kadar zengin olmasına karşın yardım bile etmedi.
Ali Rıza Bey kadar salak bi baba da görmedim ayrıca.
Sonunda Yaprak Dökümü bitti ve ananem kanalı değiştirdi..
Bu seferde Unutulmaz'ı izlemeye başladı!!
Çapkın bi abi 2 kardeşide hamile bırakmış.
İyi de bundan bize ne?!
Daha fazla dayanamadım ve kulaklığımı takıp düşüncelere daldım.
Üniversiteyi kazanabilicek miyim?
Hangi bölümü okuycam?
Gerçekten tiyatrocu olmak istiyo muyum?
Nerden geldiyse aklıma "editör" olmak geldi.
Bi dergide editör olmak.
Renkli kağıtlar, tüylü kalemler vs vs..
Eveet editör olmalıyım dedim.
Ve tiyatroyu şimdilik 2. plana attım. Çünkü onu hobi olarakta yapabilirim..
Edebiyat okumak gerekiyo üniversitede.
Eh Edebiyat tek anladığım ders zaten!
Bunları düşünürken ananemin kafama portakal fırlatmasıyla dünyaya döndüm ve tam 5 tane elma yediğimin farkına vardım!
Herneyse.. Öyle yani.
Sıkıcı bi akşamdı kısacası..

Şimdi yapmam gereken cumartesi gününe kadar karların erimesini beklemek ve düşmeden Sefa'nın zoruyla MSM'ye ulaşmak!