Sanki hep aynı sabaha uyanıyorum.

Aynı saatte aynı şekilde.

10.30 Hiç değişmez bu saat. Sanki saat çalıyormuş gibi. Dakikası dakikasına her sabah aynı.

Ve aynı pozisyonda uyanıyorum. Yastığım kafamın üzerinde.

Sonra her gün yaptığı gibi yüzümü yıkıyorum.

Bilgisayarımı açıyorum.

Önce facebook’a sonra twitter’a sonra da formspring’e giriş yapıyorum. Her gün aynı.

Annem arıyor. Beni çağırıyor yanına. Gidiyorum. Oturuyorum oturuyorum. Saat 5’te çıkıyoruz.

Eve geliyorum. Yine bilgisayarı açıyorum. Her günkü gibi.

Her gün aynı şarkıyı dinliyorum. Şarkım bile aynı.

Elton John – Tiny Dancer.

Bütün gece bilgisayar başında; hep aynı kişiler hep aynı yerler.

Sonra saat 2.30 oluyor. Uykum geliyor.

Uykum bile hep aynı saatte geliyor.

Banyoya gidip tişortumu ıslatıyorum. Çünkü çok sıcak.

Yüz üstü yatıp yarım saat kadar hayal kuruyorum.

Hep aynı hayaller.

Sonra soluma dönüp elimi yastığımın altına sokup uyuyorum.

Sabah oluyor. 10.30 uyanıyorum.

Yastığım kafamın üzerinde.

Yüzümü yıkıyorum.

Bilgisayarımı açıyorum.

Annem arıyor.

Gidiyorum.

Geliyorum.

Bilgisayarımı açıyorum.

Müzik dinliyorum.

Uykum geliyor.

Yatıyorum.

Hayal kuruyorum.

Soluma dönüp uyuyorum.

Sabah oluyor.

Uyanıyorum…

Uyuyorum.

Uyanıyorum.

Uyuyorum.

Uyanıyorum.

İşte bu kadar.

posted under |

Merhaba.
Ben yine aşık oldum.
Aah ah.
Cücük sakalına kurban olduğum.

posted under |

Gökyüzünü kaybetmiş bir kuş gibi
Üzgün, yorgun ve de kırgınım hayata.
İğne atsan yere düşmez tenhaların var kalbimde.
Aynadaki hatta sudaki aksin bile kayıp.
Biz seninle bir salkımın iki aşık üzümüyken,
Başka şişelerde şarap olmuşuz..
Başka hayatlarda harap olmuşuz..
Biz seninle bir denizin iki aşık balığıyken,
Başka sularda yüzüp durmuşuz..
Başka kıyılara vurmuşuz..
Eflatun-Şarap

posted under |

Yağmur yağıyoo
Seller akıyoo
Araap kızı camdan bakıyoo.

posted under |

Ne ayaksın sen?
Neden kalktı bu kadar götün?
Neden kasıyosun bu kadar kendini?
Neden sürekli bana laf sokma çabasındasın?
Bana laf sokunca ya da öyle olduğunu sanınca tatmin mi oluyosun?
Bişeyleri mi ispatladığını sanıyosun?
Aslında evet ispatladın.
Ne kadar mal bi insan olduğunu çoook iyi anlattın.
Bunun için sana bi teşekkür borçluyum.
Canım ya.
Hiiiiç götümde değilsin emin ol.
Sana dersini vermeyi bilirim ben ama sabrediyorum bazı şeyler için.
Onun da zamanı gelicek hayatım merak etme.
Yani insan gibi davranmayı bildiğim gibi, çok güzel ağza da sıçarım.
Kasma kendini bu kadar.
Relax ol.
Ben öyleyim.
Bu yüzden bi sorunum yok seninle.
Şimdi o kalkık götünü de al ve siktir ol git okey?


posted under |

Yarın geometri var. Okula gitmesem mi?

posted under |

Aslında sen porselenden bir düştün,
Gerçeklerin ayağına takıldın düştün.
Ve birleştirmek için yerine parçalarını,
Parçalanmış hayatının peşine düştün.

posted under |

Herşeyin bokunu çıkartmaya bayılırsınız.
Bkz : Bazardaki artiz.
Yeter lan.

posted under |

Arasam sesini duyacaktım ve yorgun parmaklarımın arasından kayıp gidecekti şiirlerin yine.
Kitaplarım devleşecekti ellerimde ve görünmez bir devin hışmına uğrayacak, öylece kalakalacaktım olduğum yerde.
Kar tanelerinin altında yürüyen bir aslanı andıran o yürüyüşünü özleyecektim, arasaydım seni eğer.
Hep özlediğim bir tını olacaktı sesinde yine, bıraktığın uzaklığa yenik düşecek ve seni sevmenin sadece beklemek olduğunu anlayacaktım.
Arasam, bir hüzün daha düşecekti sevdama, dalga dalga kaplayacaktı tüm benliğimi simsiyah saçlarının çocuksu kokuları.
Arasam ilk sözcüklerin yıkıp geçecekti yine, dilim kocaman olacaktı ağzımda, ne diyeceğimi şaşıracak, kedi mırıltısı gibi bir ses tonuyla hoşçakal deyip kapatacaktım..
Arasam sesini duyacaktım ve yeni bir yolculuk daha başlayacaktı, kar tanelerinin içime ağır ağır düşmeye başladığı anda.
Bildiğim bütün aşk şarkıları sağanak olup yağacaktı beynime arasaydım seni eğer, mısralar tersyüz olacak, sözcüklerin ahenksiz danslarını ise anlamayacaktım asla.
Arasam ateş basacaktı yanaklarımı, alnımdaki terleriyse silecektim ellerimin tersiyle.
Sessiz ve sinsi gidişin düşecekti aklıma arasaydım eğer, kendimi bir kez daha sorguya alacak, çağıracaktım işkencecilerimin en yeteneklisini.
Aklım ve duygularımın birbirine girdiğine tanıklık edecektim arasaydım eğer, şaşıracaktım kendimi neden bu kadar çok anlatmak zorunda kaldığıma.
Daha ilk sözcüğün beynime girdiğinde, beni etkileyenin hala ne olduğunu anlayamadığım için kızacaktım kendime, seni arasaydım eğer.
Zekanın duygularını baskıladığını düşünecek ve öfke nöbetleriyle titreyecekti bedenim yeniden, seni arasaydım eğer.
Aynanın karşısında bulacaktım kendimi belki de seni arasaydım eğer, tanışmak zorunda kalacaktım gözbebeklerime düşen hüzünle.
Arasam o içime çekmeye doyamadığım kokun, ellerinin sıcaklığı ve hınzırca gülüşün çıkıp gelecekti birbiri ardına. Yaşananların her anını yeniden yaşayacak, hayalinle avutmak zorunda kalacaktım kendimi.
Arasam yine sarhoş uyanacaktım ertesi sabah koltuğun üstünde, omuzlarımda hayatın ağırlığıyla ezilecek, günyüzü görmemiş küfürlerle hakaretler yağdıracaktım kendime.
Aşka ihanet edecektim arasaydım eğer, çiğnemiş olacaktım el değmemiş duyguları, kirletecektim elimde senden kalan ne varsa.
Kapatınca bakakalacaktım telefona seni arasaydım eğer, sonra ciğerlerime bir sigara dumanı çekecek ve kim olduğumu soracaktım kendime.
Unutacaktım günaşırı su vermem gereken çiçeği, köpeği beslemeyi, kapıyı kilitlemeyi unutacaktım seni arasaydım eğer.
Dev bir boşluk bekleyecekti beni yatağımda, seni arasaydım eğer.
Ben, ben olmayacaktım ve sen geri döndüğünde ben olmayan benle karşılacaktın arasaydım seni eğer..

posted under |
Daha Yeni Kayıtlar Önceki Kayıtlar Ana Sayfa

20 Haziran 2010 Pazar

Sanki hep aynı sabaha uyanıyorum.

Aynı saatte aynı şekilde.

10.30 Hiç değişmez bu saat. Sanki saat çalıyormuş gibi. Dakikası dakikasına her sabah aynı.

Ve aynı pozisyonda uyanıyorum. Yastığım kafamın üzerinde.

Sonra her gün yaptığı gibi yüzümü yıkıyorum.

Bilgisayarımı açıyorum.

Önce facebook’a sonra twitter’a sonra da formspring’e giriş yapıyorum. Her gün aynı.

Annem arıyor. Beni çağırıyor yanına. Gidiyorum. Oturuyorum oturuyorum. Saat 5’te çıkıyoruz.

Eve geliyorum. Yine bilgisayarı açıyorum. Her günkü gibi.

Her gün aynı şarkıyı dinliyorum. Şarkım bile aynı.

Elton John – Tiny Dancer.

Bütün gece bilgisayar başında; hep aynı kişiler hep aynı yerler.

Sonra saat 2.30 oluyor. Uykum geliyor.

Uykum bile hep aynı saatte geliyor.

Banyoya gidip tişortumu ıslatıyorum. Çünkü çok sıcak.

Yüz üstü yatıp yarım saat kadar hayal kuruyorum.

Hep aynı hayaller.

Sonra soluma dönüp elimi yastığımın altına sokup uyuyorum.

Sabah oluyor. 10.30 uyanıyorum.

Yastığım kafamın üzerinde.

Yüzümü yıkıyorum.

Bilgisayarımı açıyorum.

Annem arıyor.

Gidiyorum.

Geliyorum.

Bilgisayarımı açıyorum.

Müzik dinliyorum.

Uykum geliyor.

Yatıyorum.

Hayal kuruyorum.

Soluma dönüp uyuyorum.

Sabah oluyor.

Uyanıyorum…

Uyuyorum.

Uyanıyorum.

Uyuyorum.

Uyanıyorum.

İşte bu kadar.

18 Haziran 2010 Cuma

Merhaba.
Ben yine aşık oldum.
Aah ah.
Cücük sakalına kurban olduğum.

8 Haziran 2010 Salı

Gökyüzünü kaybetmiş bir kuş gibi
Üzgün, yorgun ve de kırgınım hayata.
İğne atsan yere düşmez tenhaların var kalbimde.
Aynadaki hatta sudaki aksin bile kayıp.
Biz seninle bir salkımın iki aşık üzümüyken,
Başka şişelerde şarap olmuşuz..
Başka hayatlarda harap olmuşuz..
Biz seninle bir denizin iki aşık balığıyken,
Başka sularda yüzüp durmuşuz..
Başka kıyılara vurmuşuz..
Eflatun-Şarap

7 Haziran 2010 Pazartesi

Yağmur yağıyoo
Seller akıyoo
Araap kızı camdan bakıyoo.

4 Haziran 2010 Cuma

Ne ayaksın sen?
Neden kalktı bu kadar götün?
Neden kasıyosun bu kadar kendini?
Neden sürekli bana laf sokma çabasındasın?
Bana laf sokunca ya da öyle olduğunu sanınca tatmin mi oluyosun?
Bişeyleri mi ispatladığını sanıyosun?
Aslında evet ispatladın.
Ne kadar mal bi insan olduğunu çoook iyi anlattın.
Bunun için sana bi teşekkür borçluyum.
Canım ya.
Hiiiiç götümde değilsin emin ol.
Sana dersini vermeyi bilirim ben ama sabrediyorum bazı şeyler için.
Onun da zamanı gelicek hayatım merak etme.
Yani insan gibi davranmayı bildiğim gibi, çok güzel ağza da sıçarım.
Kasma kendini bu kadar.
Relax ol.
Ben öyleyim.
Bu yüzden bi sorunum yok seninle.
Şimdi o kalkık götünü de al ve siktir ol git okey?


2 Haziran 2010 Çarşamba

Yarın geometri var. Okula gitmesem mi?
Aslında sen porselenden bir düştün,
Gerçeklerin ayağına takıldın düştün.
Ve birleştirmek için yerine parçalarını,
Parçalanmış hayatının peşine düştün.
Herşeyin bokunu çıkartmaya bayılırsınız.
Bkz : Bazardaki artiz.
Yeter lan.

1 Haziran 2010 Salı

Arasam sesini duyacaktım ve yorgun parmaklarımın arasından kayıp gidecekti şiirlerin yine.
Kitaplarım devleşecekti ellerimde ve görünmez bir devin hışmına uğrayacak, öylece kalakalacaktım olduğum yerde.
Kar tanelerinin altında yürüyen bir aslanı andıran o yürüyüşünü özleyecektim, arasaydım seni eğer.
Hep özlediğim bir tını olacaktı sesinde yine, bıraktığın uzaklığa yenik düşecek ve seni sevmenin sadece beklemek olduğunu anlayacaktım.
Arasam, bir hüzün daha düşecekti sevdama, dalga dalga kaplayacaktı tüm benliğimi simsiyah saçlarının çocuksu kokuları.
Arasam ilk sözcüklerin yıkıp geçecekti yine, dilim kocaman olacaktı ağzımda, ne diyeceğimi şaşıracak, kedi mırıltısı gibi bir ses tonuyla hoşçakal deyip kapatacaktım..
Arasam sesini duyacaktım ve yeni bir yolculuk daha başlayacaktı, kar tanelerinin içime ağır ağır düşmeye başladığı anda.
Bildiğim bütün aşk şarkıları sağanak olup yağacaktı beynime arasaydım seni eğer, mısralar tersyüz olacak, sözcüklerin ahenksiz danslarını ise anlamayacaktım asla.
Arasam ateş basacaktı yanaklarımı, alnımdaki terleriyse silecektim ellerimin tersiyle.
Sessiz ve sinsi gidişin düşecekti aklıma arasaydım eğer, kendimi bir kez daha sorguya alacak, çağıracaktım işkencecilerimin en yeteneklisini.
Aklım ve duygularımın birbirine girdiğine tanıklık edecektim arasaydım eğer, şaşıracaktım kendimi neden bu kadar çok anlatmak zorunda kaldığıma.
Daha ilk sözcüğün beynime girdiğinde, beni etkileyenin hala ne olduğunu anlayamadığım için kızacaktım kendime, seni arasaydım eğer.
Zekanın duygularını baskıladığını düşünecek ve öfke nöbetleriyle titreyecekti bedenim yeniden, seni arasaydım eğer.
Aynanın karşısında bulacaktım kendimi belki de seni arasaydım eğer, tanışmak zorunda kalacaktım gözbebeklerime düşen hüzünle.
Arasam o içime çekmeye doyamadığım kokun, ellerinin sıcaklığı ve hınzırca gülüşün çıkıp gelecekti birbiri ardına. Yaşananların her anını yeniden yaşayacak, hayalinle avutmak zorunda kalacaktım kendimi.
Arasam yine sarhoş uyanacaktım ertesi sabah koltuğun üstünde, omuzlarımda hayatın ağırlığıyla ezilecek, günyüzü görmemiş küfürlerle hakaretler yağdıracaktım kendime.
Aşka ihanet edecektim arasaydım eğer, çiğnemiş olacaktım el değmemiş duyguları, kirletecektim elimde senden kalan ne varsa.
Kapatınca bakakalacaktım telefona seni arasaydım eğer, sonra ciğerlerime bir sigara dumanı çekecek ve kim olduğumu soracaktım kendime.
Unutacaktım günaşırı su vermem gereken çiçeği, köpeği beslemeyi, kapıyı kilitlemeyi unutacaktım seni arasaydım eğer.
Dev bir boşluk bekleyecekti beni yatağımda, seni arasaydım eğer.
Ben, ben olmayacaktım ve sen geri döndüğünde ben olmayan benle karşılacaktın arasaydım seni eğer..