Arasam sesini duyacaktım ve yorgun parmaklarımın arasından kayıp gidecekti şiirlerin yine.
Kitaplarım devleşecekti ellerimde ve görünmez bir devin hışmına uğrayacak, öylece kalakalacaktım olduğum yerde.
Kar tanelerinin altında yürüyen bir aslanı andıran o yürüyüşünü özleyecektim, arasaydım seni eğer.
Hep özlediğim bir tını olacaktı sesinde yine, bıraktığın uzaklığa yenik düşecek ve seni sevmenin sadece beklemek olduğunu anlayacaktım.
Arasam, bir hüzün daha düşecekti sevdama, dalga dalga kaplayacaktı tüm benliğimi simsiyah saçlarının çocuksu kokuları.
Arasam ilk sözcüklerin yıkıp geçecekti yine, dilim kocaman olacaktı ağzımda, ne diyeceğimi şaşıracak, kedi mırıltısı gibi bir ses tonuyla hoşçakal deyip kapatacaktım..
Arasam sesini duyacaktım ve yeni bir yolculuk daha başlayacaktı, kar tanelerinin içime ağır ağır düşmeye başladığı anda.
Bildiğim bütün aşk şarkıları sağanak olup yağacaktı beynime arasaydım seni eğer, mısralar tersyüz olacak, sözcüklerin ahenksiz danslarını ise anlamayacaktım asla.
Arasam ateş basacaktı yanaklarımı, alnımdaki terleriyse silecektim ellerimin tersiyle.
Sessiz ve sinsi gidişin düşecekti aklıma arasaydım eğer, kendimi bir kez daha sorguya alacak, çağıracaktım işkencecilerimin en yeteneklisini.
Aklım ve duygularımın birbirine girdiğine tanıklık edecektim arasaydım eğer, şaşıracaktım kendimi neden bu kadar çok anlatmak zorunda kaldığıma.
Daha ilk sözcüğün beynime girdiğinde, beni etkileyenin hala ne olduğunu anlayamadığım için kızacaktım kendime, seni arasaydım eğer.
Zekanın duygularını baskıladığını düşünecek ve öfke nöbetleriyle titreyecekti bedenim yeniden, seni arasaydım eğer.
Aynanın karşısında bulacaktım kendimi belki de seni arasaydım eğer, tanışmak zorunda kalacaktım gözbebeklerime düşen hüzünle.
Arasam o içime çekmeye doyamadığım kokun, ellerinin sıcaklığı ve hınzırca gülüşün çıkıp gelecekti birbiri ardına. Yaşananların her anını yeniden yaşayacak, hayalinle avutmak zorunda kalacaktım kendimi.
Arasam yine sarhoş uyanacaktım ertesi sabah koltuğun üstünde, omuzlarımda hayatın ağırlığıyla ezilecek, günyüzü görmemiş küfürlerle hakaretler yağdıracaktım kendime.
Aşka ihanet edecektim arasaydım eğer, çiğnemiş olacaktım el değmemiş duyguları, kirletecektim elimde senden kalan ne varsa.
Kapatınca bakakalacaktım telefona seni arasaydım eğer, sonra ciğerlerime bir sigara dumanı çekecek ve kim olduğumu soracaktım kendime.
Unutacaktım günaşırı su vermem gereken çiçeği, köpeği beslemeyi, kapıyı kilitlemeyi unutacaktım seni arasaydım eğer.
Dev bir boşluk bekleyecekti beni yatağımda, seni arasaydım eğer.
Ben, ben olmayacaktım ve sen geri döndüğünde ben olmayan benle karşılacaktın arasaydım seni eğer..
1 Haziran 2010 Salı
Arasam sesini duyacaktım ve yorgun parmaklarımın arasından kayıp gidecekti şiirlerin yine.
Kitaplarım devleşecekti ellerimde ve görünmez bir devin hışmına uğrayacak, öylece kalakalacaktım olduğum yerde.
Kar tanelerinin altında yürüyen bir aslanı andıran o yürüyüşünü özleyecektim, arasaydım seni eğer.
Hep özlediğim bir tını olacaktı sesinde yine, bıraktığın uzaklığa yenik düşecek ve seni sevmenin sadece beklemek olduğunu anlayacaktım.
Arasam, bir hüzün daha düşecekti sevdama, dalga dalga kaplayacaktı tüm benliğimi simsiyah saçlarının çocuksu kokuları.
Arasam ilk sözcüklerin yıkıp geçecekti yine, dilim kocaman olacaktı ağzımda, ne diyeceğimi şaşıracak, kedi mırıltısı gibi bir ses tonuyla hoşçakal deyip kapatacaktım..
Arasam sesini duyacaktım ve yeni bir yolculuk daha başlayacaktı, kar tanelerinin içime ağır ağır düşmeye başladığı anda.
Bildiğim bütün aşk şarkıları sağanak olup yağacaktı beynime arasaydım seni eğer, mısralar tersyüz olacak, sözcüklerin ahenksiz danslarını ise anlamayacaktım asla.
Arasam ateş basacaktı yanaklarımı, alnımdaki terleriyse silecektim ellerimin tersiyle.
Sessiz ve sinsi gidişin düşecekti aklıma arasaydım eğer, kendimi bir kez daha sorguya alacak, çağıracaktım işkencecilerimin en yeteneklisini.
Aklım ve duygularımın birbirine girdiğine tanıklık edecektim arasaydım eğer, şaşıracaktım kendimi neden bu kadar çok anlatmak zorunda kaldığıma.
Daha ilk sözcüğün beynime girdiğinde, beni etkileyenin hala ne olduğunu anlayamadığım için kızacaktım kendime, seni arasaydım eğer.
Zekanın duygularını baskıladığını düşünecek ve öfke nöbetleriyle titreyecekti bedenim yeniden, seni arasaydım eğer.
Aynanın karşısında bulacaktım kendimi belki de seni arasaydım eğer, tanışmak zorunda kalacaktım gözbebeklerime düşen hüzünle.
Arasam o içime çekmeye doyamadığım kokun, ellerinin sıcaklığı ve hınzırca gülüşün çıkıp gelecekti birbiri ardına. Yaşananların her anını yeniden yaşayacak, hayalinle avutmak zorunda kalacaktım kendimi.
Arasam yine sarhoş uyanacaktım ertesi sabah koltuğun üstünde, omuzlarımda hayatın ağırlığıyla ezilecek, günyüzü görmemiş küfürlerle hakaretler yağdıracaktım kendime.
Aşka ihanet edecektim arasaydım eğer, çiğnemiş olacaktım el değmemiş duyguları, kirletecektim elimde senden kalan ne varsa.
Kapatınca bakakalacaktım telefona seni arasaydım eğer, sonra ciğerlerime bir sigara dumanı çekecek ve kim olduğumu soracaktım kendime.
Unutacaktım günaşırı su vermem gereken çiçeği, köpeği beslemeyi, kapıyı kilitlemeyi unutacaktım seni arasaydım eğer.
Dev bir boşluk bekleyecekti beni yatağımda, seni arasaydım eğer.
Ben, ben olmayacaktım ve sen geri döndüğünde ben olmayan benle karşılacaktın arasaydım seni eğer..
Kitaplarım devleşecekti ellerimde ve görünmez bir devin hışmına uğrayacak, öylece kalakalacaktım olduğum yerde.
Kar tanelerinin altında yürüyen bir aslanı andıran o yürüyüşünü özleyecektim, arasaydım seni eğer.
Hep özlediğim bir tını olacaktı sesinde yine, bıraktığın uzaklığa yenik düşecek ve seni sevmenin sadece beklemek olduğunu anlayacaktım.
Arasam, bir hüzün daha düşecekti sevdama, dalga dalga kaplayacaktı tüm benliğimi simsiyah saçlarının çocuksu kokuları.
Arasam ilk sözcüklerin yıkıp geçecekti yine, dilim kocaman olacaktı ağzımda, ne diyeceğimi şaşıracak, kedi mırıltısı gibi bir ses tonuyla hoşçakal deyip kapatacaktım..
Arasam sesini duyacaktım ve yeni bir yolculuk daha başlayacaktı, kar tanelerinin içime ağır ağır düşmeye başladığı anda.
Bildiğim bütün aşk şarkıları sağanak olup yağacaktı beynime arasaydım seni eğer, mısralar tersyüz olacak, sözcüklerin ahenksiz danslarını ise anlamayacaktım asla.
Arasam ateş basacaktı yanaklarımı, alnımdaki terleriyse silecektim ellerimin tersiyle.
Sessiz ve sinsi gidişin düşecekti aklıma arasaydım eğer, kendimi bir kez daha sorguya alacak, çağıracaktım işkencecilerimin en yeteneklisini.
Aklım ve duygularımın birbirine girdiğine tanıklık edecektim arasaydım eğer, şaşıracaktım kendimi neden bu kadar çok anlatmak zorunda kaldığıma.
Daha ilk sözcüğün beynime girdiğinde, beni etkileyenin hala ne olduğunu anlayamadığım için kızacaktım kendime, seni arasaydım eğer.
Zekanın duygularını baskıladığını düşünecek ve öfke nöbetleriyle titreyecekti bedenim yeniden, seni arasaydım eğer.
Aynanın karşısında bulacaktım kendimi belki de seni arasaydım eğer, tanışmak zorunda kalacaktım gözbebeklerime düşen hüzünle.
Arasam o içime çekmeye doyamadığım kokun, ellerinin sıcaklığı ve hınzırca gülüşün çıkıp gelecekti birbiri ardına. Yaşananların her anını yeniden yaşayacak, hayalinle avutmak zorunda kalacaktım kendimi.
Arasam yine sarhoş uyanacaktım ertesi sabah koltuğun üstünde, omuzlarımda hayatın ağırlığıyla ezilecek, günyüzü görmemiş küfürlerle hakaretler yağdıracaktım kendime.
Aşka ihanet edecektim arasaydım eğer, çiğnemiş olacaktım el değmemiş duyguları, kirletecektim elimde senden kalan ne varsa.
Kapatınca bakakalacaktım telefona seni arasaydım eğer, sonra ciğerlerime bir sigara dumanı çekecek ve kim olduğumu soracaktım kendime.
Unutacaktım günaşırı su vermem gereken çiçeği, köpeği beslemeyi, kapıyı kilitlemeyi unutacaktım seni arasaydım eğer.
Dev bir boşluk bekleyecekti beni yatağımda, seni arasaydım eğer.
Ben, ben olmayacaktım ve sen geri döndüğünde ben olmayan benle karşılacaktın arasaydım seni eğer..
Gönderen
Gizem Aşık
