Sanki hep aynı sabaha uyanıyorum.

Aynı saatte aynı şekilde.

10.30 Hiç değişmez bu saat. Sanki saat çalıyormuş gibi. Dakikası dakikasına her sabah aynı.

Ve aynı pozisyonda uyanıyorum. Yastığım kafamın üzerinde.

Sonra her gün yaptığı gibi yüzümü yıkıyorum.

Bilgisayarımı açıyorum.

Önce facebook’a sonra twitter’a sonra da formspring’e giriş yapıyorum. Her gün aynı.

Annem arıyor. Beni çağırıyor yanına. Gidiyorum. Oturuyorum oturuyorum. Saat 5’te çıkıyoruz.

Eve geliyorum. Yine bilgisayarı açıyorum. Her günkü gibi.

Her gün aynı şarkıyı dinliyorum. Şarkım bile aynı.

Elton John – Tiny Dancer.

Bütün gece bilgisayar başında; hep aynı kişiler hep aynı yerler.

Sonra saat 2.30 oluyor. Uykum geliyor.

Uykum bile hep aynı saatte geliyor.

Banyoya gidip tişortumu ıslatıyorum. Çünkü çok sıcak.

Yüz üstü yatıp yarım saat kadar hayal kuruyorum.

Hep aynı hayaller.

Sonra soluma dönüp elimi yastığımın altına sokup uyuyorum.

Sabah oluyor. 10.30 uyanıyorum.

Yastığım kafamın üzerinde.

Yüzümü yıkıyorum.

Bilgisayarımı açıyorum.

Annem arıyor.

Gidiyorum.

Geliyorum.

Bilgisayarımı açıyorum.

Müzik dinliyorum.

Uykum geliyor.

Yatıyorum.

Hayal kuruyorum.

Soluma dönüp uyuyorum.

Sabah oluyor.

Uyanıyorum…

Uyuyorum.

Uyanıyorum.

Uyuyorum.

Uyanıyorum.

İşte bu kadar.

posted under |

Merhaba.
Ben yine aşık oldum.
Aah ah.
Cücük sakalına kurban olduğum.

posted under |

Gökyüzünü kaybetmiş bir kuş gibi
Üzgün, yorgun ve de kırgınım hayata.
İğne atsan yere düşmez tenhaların var kalbimde.
Aynadaki hatta sudaki aksin bile kayıp.
Biz seninle bir salkımın iki aşık üzümüyken,
Başka şişelerde şarap olmuşuz..
Başka hayatlarda harap olmuşuz..
Biz seninle bir denizin iki aşık balığıyken,
Başka sularda yüzüp durmuşuz..
Başka kıyılara vurmuşuz..
Eflatun-Şarap

posted under |

Yağmur yağıyoo
Seller akıyoo
Araap kızı camdan bakıyoo.

posted under |

Ne ayaksın sen?
Neden kalktı bu kadar götün?
Neden kasıyosun bu kadar kendini?
Neden sürekli bana laf sokma çabasındasın?
Bana laf sokunca ya da öyle olduğunu sanınca tatmin mi oluyosun?
Bişeyleri mi ispatladığını sanıyosun?
Aslında evet ispatladın.
Ne kadar mal bi insan olduğunu çoook iyi anlattın.
Bunun için sana bi teşekkür borçluyum.
Canım ya.
Hiiiiç götümde değilsin emin ol.
Sana dersini vermeyi bilirim ben ama sabrediyorum bazı şeyler için.
Onun da zamanı gelicek hayatım merak etme.
Yani insan gibi davranmayı bildiğim gibi, çok güzel ağza da sıçarım.
Kasma kendini bu kadar.
Relax ol.
Ben öyleyim.
Bu yüzden bi sorunum yok seninle.
Şimdi o kalkık götünü de al ve siktir ol git okey?


posted under |

Yarın geometri var. Okula gitmesem mi?

posted under |

Aslında sen porselenden bir düştün,
Gerçeklerin ayağına takıldın düştün.
Ve birleştirmek için yerine parçalarını,
Parçalanmış hayatının peşine düştün.

posted under |

Herşeyin bokunu çıkartmaya bayılırsınız.
Bkz : Bazardaki artiz.
Yeter lan.

posted under |

Arasam sesini duyacaktım ve yorgun parmaklarımın arasından kayıp gidecekti şiirlerin yine.
Kitaplarım devleşecekti ellerimde ve görünmez bir devin hışmına uğrayacak, öylece kalakalacaktım olduğum yerde.
Kar tanelerinin altında yürüyen bir aslanı andıran o yürüyüşünü özleyecektim, arasaydım seni eğer.
Hep özlediğim bir tını olacaktı sesinde yine, bıraktığın uzaklığa yenik düşecek ve seni sevmenin sadece beklemek olduğunu anlayacaktım.
Arasam, bir hüzün daha düşecekti sevdama, dalga dalga kaplayacaktı tüm benliğimi simsiyah saçlarının çocuksu kokuları.
Arasam ilk sözcüklerin yıkıp geçecekti yine, dilim kocaman olacaktı ağzımda, ne diyeceğimi şaşıracak, kedi mırıltısı gibi bir ses tonuyla hoşçakal deyip kapatacaktım..
Arasam sesini duyacaktım ve yeni bir yolculuk daha başlayacaktı, kar tanelerinin içime ağır ağır düşmeye başladığı anda.
Bildiğim bütün aşk şarkıları sağanak olup yağacaktı beynime arasaydım seni eğer, mısralar tersyüz olacak, sözcüklerin ahenksiz danslarını ise anlamayacaktım asla.
Arasam ateş basacaktı yanaklarımı, alnımdaki terleriyse silecektim ellerimin tersiyle.
Sessiz ve sinsi gidişin düşecekti aklıma arasaydım eğer, kendimi bir kez daha sorguya alacak, çağıracaktım işkencecilerimin en yeteneklisini.
Aklım ve duygularımın birbirine girdiğine tanıklık edecektim arasaydım eğer, şaşıracaktım kendimi neden bu kadar çok anlatmak zorunda kaldığıma.
Daha ilk sözcüğün beynime girdiğinde, beni etkileyenin hala ne olduğunu anlayamadığım için kızacaktım kendime, seni arasaydım eğer.
Zekanın duygularını baskıladığını düşünecek ve öfke nöbetleriyle titreyecekti bedenim yeniden, seni arasaydım eğer.
Aynanın karşısında bulacaktım kendimi belki de seni arasaydım eğer, tanışmak zorunda kalacaktım gözbebeklerime düşen hüzünle.
Arasam o içime çekmeye doyamadığım kokun, ellerinin sıcaklığı ve hınzırca gülüşün çıkıp gelecekti birbiri ardına. Yaşananların her anını yeniden yaşayacak, hayalinle avutmak zorunda kalacaktım kendimi.
Arasam yine sarhoş uyanacaktım ertesi sabah koltuğun üstünde, omuzlarımda hayatın ağırlığıyla ezilecek, günyüzü görmemiş küfürlerle hakaretler yağdıracaktım kendime.
Aşka ihanet edecektim arasaydım eğer, çiğnemiş olacaktım el değmemiş duyguları, kirletecektim elimde senden kalan ne varsa.
Kapatınca bakakalacaktım telefona seni arasaydım eğer, sonra ciğerlerime bir sigara dumanı çekecek ve kim olduğumu soracaktım kendime.
Unutacaktım günaşırı su vermem gereken çiçeği, köpeği beslemeyi, kapıyı kilitlemeyi unutacaktım seni arasaydım eğer.
Dev bir boşluk bekleyecekti beni yatağımda, seni arasaydım eğer.
Ben, ben olmayacaktım ve sen geri döndüğünde ben olmayan benle karşılacaktın arasaydım seni eğer..

posted under |

Ehe.

Karanfil deste gideeeer
Ha ha ha haa haaaa.

posted under |

vaaaaaaaay.

Paranın gözü kör olsun lan.
Paran varsa herşey güzel.
Yoksa çok fena.

Özel bi okulda İngiltere'ye gezi oluyo.
Sefa resimlere bakarken 2 tane arkadaşımızı görüyo.
Bana söylüyo.
Bende bakıyorum.
Ve içimde engellenemez bi kıskançlık duygusu büyüyo..

İşte böyle sevgili blog.
Haksızlık.
İngiltere, Amerika..
Kolej.
Öküz gibi para.

Onları çok fena kıskanıyorum.
Ağlayasım geliyo lan.
Of ya of ya of of ya of ya.
Bende Bershkaya ya da Zaraya girip kendimi kaybetmek istiyorum.
İngiltereye gitmek istiyorum.
Jeeplerde dolaşmak istiyorum.
850 TL'lik gözlük takmak istiyorum.
Babamla yurt dışında araba fuarlarında gezmek istiyorum.
İstiyorum da istiyorum.
Bunları anneme söyleyince çok güzel bi cevap alıyorum.
"Teyzemin bıyıkları olsaydı dayım olurdu."
Aman iyi.

Gidip resimlere tekrar bakayım da biraz daha bunalıma gireyim.
Bays.

posted under |

yirmiikimayısikibinon

Ve sonunda bitti.
Oyunumuzu çok başarılı bi şekilde sahneye koyduk.
Herkes çok beğendi..
Mutluyum.
Sahnede olmayı, o alkışları sevdiğimi iyice anladım.
Ve kimse repliğini unutmadı.
Unutsa da toparladı.
Muhteşem bi akşamdı diyebilirim yani..
Dur biraz anlatayım içimde kalmasın dsşlkg.

Daha önce söylediğim gibi ben oyuna şu kadar kaldı diye hep ayları, günleri sayardım.
Dün saatime baktığımda oyuna 10 dakika kalmıştı.
Perde kapalıydı, biz sahnede bi oraya bi buraya heycanla koşuştururken, birbirimizi sakinleştirmeye çalışırken seyirciler yerlerini alıyordu.
Hepimiz manyak derecede heycanlıydık.
Esra abla bize moral vermeye çalışıyordu.
Aslında en çok korktuğum şey karanlıkta dekorun arkasına giderken bi yere takılıp düşmemdi.
Çünkü ben ışıkta bile oraya buraya takılıyorum.
Sonunda perde Carmina Burana'yla yavaş yavaş açıldı.
Sefayla bi panonun arkasında diz çökmüş salak salak konuşuyorduk;
-Bitti, işte herşey bitti.
-Herşey bu kadar kolay olmamalıydı!
-Oyunun sonuna geldik!
-Ne yapıcaz. Offf.
gibi malımsı cümleler ve ağlamaklı sırıtışlar.
Sonunda benim sahnem yaklaştı.
Hazala 904358903468 kere tembihledim Hazal ışık söndüğünde bana elini uzat ki düşmiyim diye.
Işık karardı, yerimi aldım.
Ve lokal ışık sadece Can ve bana vuruyordu.
Çok heycanlıydım.
Ama dizlerim titremiyordu.
Sonunda o huyumu üzerimden atmıştım.
Hiç bi lafımı unutmadan, sesimi gayet yüksek tutarak oynadım.
Ve bitti.
Işık tekrar kapandı.
Hazal elini uzatmıştı direk yapıştım eline.
Sırtımdan yük kalkmıştı.
Bi kere çıktım ya, 2. sahnede o kadar panik yapmam diye düşünüyordum.
Sonra panoların birinin arkasına oturarak 1. perde'nin bitmesini bekledim.
2. perdenin ilk sahnesi Sefa ve bana aitti.
Perde kapandı. Esra abla yanımıza geldi, bizi yine sakinleştirmeye çalışıyordu.
Bana duyguyu çok iyi kattın dedi!!
Onun düşüncesi benim için çok önemliydi çünkü o bi konservatuar öğrencisiydi.
O sözlerden sonra heycanım biraz azalmıştı.
Ve 10 dakika sonra perde yeniden açıldı.
Işıkların yanmasını ve geçiş müziğinin bitmesini bekledim.
Elimde çantam emin adımlarla çıktım sahneye.
Sefa köşede coşmuş bi şekilde yerleri siliyordu.
Merhaba dedim duymadı.
Yaklaştım, biraz daha bağırarak merhaba dedim.
Yine tık yok.
Seyirciler gülmeye başladı -bu çok hoşuma gitmişti.
En sonunda merhaba diye avazım çıktıgı kadar bagırdım ve beni duydu.
Sonra replikler falan.
-Yürü hadi yürü, müdürün odasını göster bana.
Müdürün odasına geldik, müdürle konuştuk.
Sonra Rasim Bey girdi sahneye.
Seyircilerden heycan belirten sesler yükseldi.
-Kızım müdür bey yok mu evladım?
-Onlar çatlak bu da bunak..
-Evladım işitmiyor musun?
-İşitiyorum işitmesine de sen kime söy....
Arkamı dönüp Rasim Beyi 30 sene sonra görmüştüm.
Işıklar yanıp sönmeye ve o muhteşem damar (!) şarkı çalmaya başladı.
Ve bi alkış koptu seyircilerden!
Gülmemek için çok büyük bi savaş verdim.
Yanaklarımın içi yara oldu, çünkü ısırdım.
Sonunda Rasim beyle birbirimize açıldık.
Bu sefer Can ayağıma gerçekten bastı ve gerçekçi bağırdım. (yani bence)
3-4 sahne sonra yine benim sıramdı.
Dalmışım.
Zamanında çıkamadım.
Sefa içeri doğru bağırdı ;
-İçerden bir ses mi geliyür?
Birden kendime geldim ve atladım sahneye.
Topladım ama.
-Kendimi atmak mı dediniz? Aaa o nasıl söz Allah korusun!
Ve son sahneye gelmiştik.
Son bombayı patlatıcaktım.
Kimsenin beklemediği birşeyi yapıcaktım.
Küfür edicektim.
Neveser Hanım, asla küfür etmezdi çünkü.
Replikler aktı, aktı ve şu sözler döküldü ağzımdan;
-Sana kötü laf söyleyip terbiyemi mi bozucam be pezemenk!
Bütün salon kahkahaya boğuldu.
Müdürün şokundan ve terbiyesiz lafından sonra Can oyunun mesajını verdi.
-Asıl terbiyesizlik sizin yıllardır eğitim diye yaptığınız bu uyutmacılık be utanmaz adamlar!
Işıklar kapandı.
Herkez dans yerini aldı.
Işıklar yandı, müzik verildi ve dansımızı yaptık, selamımızı verdik.
Elif Hoca geldi. Hep beraber bi selam daha verdik ve alkışlar içinde perde kapandı..
Sorunsuz bi şekilde atlatmıştık! Hepimiz çok ama çok mutluyduk.
Kapıda tüm velilerin çok iyiydiniz tebrikler, başarılarınızın devamını dileriz gibi güzel sözlerine teşekkür ederek evlerimize dağıldık.

Şimdi günlerden pazar fakat MSM yok.
Hepimiz büyük bi boşluktayız.
Hem hüzünlüyüz, hem mutluyuz.

posted under |

Sefa Can Ulker rica etsem okur musunuz.

MSM bitti..
Sanki ölmüşüm de anılar gözümün önünden bir bir geçiyo.
Bütün MSM günlerim.
En çok Sefa geliyo gözümün önüne.
En çok onunla anım var çünkü.
En güzeli ilk doğaçlamam da sahnede mal gibi kalışımız.
Gagaaa .L
Bok etmiştik.
Sonra Elif hoca'nın oyununa gidişimiz.
Bizi görsün diye ayağa fırlayıp manyaklar gibi alkışlayışımız.
Sonra onun görmeyişi.. o.o
Karlı, buz gibi bi günde mal gibi çamurun içinde bata çıka resim çekme çabalarımız.
Video bide.
Sefa'nın HEEELP MEE diye böğürüşü..
Benim arkadan "kaybolduuuk" diye bağırışım..
Sonra bigün noolduysa Sefa'nın bana o kocaman elleriyle tokat atışı.
Sevdi güya.
Öküz.
Dünyam kararmıştı lan.
Bi kere de textle geçirmiştin suratıma.
O daha fenaydı.
Küsmüştüm ha.
Harbi harbi.
Ama sonra baktım aynı sahnedeyiz küslük olmaz. dsşkjg
Şey, sonra bi kere daha buluştuk fotoğraf çekmek için.
2 tane zeki koruparka gitmiştik.
30 milyon bayılmıştık orda.
Hala içim yanıyo lan.
Taksici dolandırdı da dolandırdı ibne.
10 dakika içinde 3 tane metro değiştirdik bide.
Neyse, tilkinin dönüp dolaşıcağı yer kürkçü dükkanı sözüne uyarak, evimiz gibi benimsediğimiz çevre yoluna gitmiştik.
Kar yoktu ama bu sefer.
Çimendi heryer. Heykel'deki çimenler gibi üzerine kedi işememişti üstelik.
Bi de çingene pembesi çoraplarımla çimenler mikemmel bi tezat oluşturmuştu.
Salak salak, yine hiç biri düzgün çıkmayan 934834 tane fotoğraf çekip, arabaların kornalarına aldırmayıp Tik Tok'u söylemiştik.
Ha bugün sana "Jacob! Help me!" dediğimde birden kendini Edward sanıp beni sırtına alıp, koca sınıfın içinde bi o tarafa bi bu tarafa koştuğunu, manyak gibi döndüğünü ve beni yarım aklımıda aldığını söylemeden geçemiycem.
Vay, tüm bunları yazarken hepsi gerçekten gözümün önünden geçti.
Güzel günlerdi.
Neyse, MSM bitti ama arkadaşlığımız bitmedi.
Sonuçta bugünkü casttan sonra herkes bizi dışlıycak ve bizim birbirimizden başka arkadaşımız olmuycak >.>
Bakkal bile salam vermicek bize. O derece.
Kese kağıdı geçirip yaşıcaz mutlu mesut.
Öf nyse bu kdr ytr cnm.
Yni ksaca dmk istedgm svyrm sni untma bunu.
oq ßß.






posted under |

Artiz Mektebi.

Ohaoha.
Yarın bildiğin oyun var lan.
Ben günleri 1 ay kaldı, 2 hafta kaldı, 10 gün kaldı, 5 gün kaldı, 3 gün kaldı derkeeeen saatler kaldı!!
Tek korkum öğrenci sahnesi.
1 kişi bi lafını unuturda bütün sahne gider diye aklım çıkıyo.
Bide şey; Rasim Bey ile Neveser Hanım'ın 30 sene sonraki ilk karşılaşmasında çalan müzikte gülerim diye çıkıyo aklım.
Ama nasıl gülmiyim abi.
O nasıl bi müzik ya.
Öyle böyle değil.
Damar.
Off. dsşljkfsdöfşlsdgasşkdgkşlsjgsdgklsdjg
Aklıma geldikçe ölcek gibi oluyorum dskljsdklggklsdjg :D

Neysem.
Umarım yarın herşey çok güzel olur.
Tek dileğim bu..
Bana şans dileyiin.


Sevgiler, Neveser..

posted under |

*

Ee ben daha şimdiden sıkıldım.

posted under |

Hoşçakal blogger.

Şey, sanırım artık yazı yazmak istemiyorum.
Yazıcak bi nedenim yok çünkü..
Herkes sevgilisine aşk sözleri yazarken ben yolda gördüğüm şirin çocuklardan bahsetmek istemiyorum.
Belki bigün çok sıkılırsam gelir ve yine kafanı şişirim blogger.

posted under |

Yeşili koruyalım.

Yeşili koruyalım.
Yeşil eşofmanlı, tapılası sarı saçlara sahip olan, basketçi çocukları da koruyalım.

posted under |

 

rakın roll beybi!

posted under |

'

22 Mayıs çok güzel olucağa benziyor.

posted under |

...

Eskiden O'na mesaj atmak için düşünmezdim bu kadar.
Ama şimdilerde günlerce düşünmek zorunda kaldım ona mesaj atsam mı diye..
ATTIM.
Evet, ne yazık ki kalbim beynimi yendi ve attım.
Ellerim kırılsaydı, hattım kapansaydı, telefonumun şarzı bitseydi, turkcell beni rencide etseydi de atmasaydım!
Nasılsın.. Yazdım.
Kalbim yerinden fırlıycak gibiydi. Acaba sen kimsin diye mi sorucaktı ya da sadece iyiyim mi diycekti.. Yoksa SANANE! mi derdi..
Sonunda titredi telefonum..
Derin bi OH çektim.. Çünkü ekranda ne sen kimsin ne de sanane yazıyodu..
Ben iyiyim seni sormalı yazmıştı..
Eskiden iyiyim canım sen ? yazardı..
Biliyodum çok içten yazardı o "canım"ı..
Sonra konuştuk işte..
Kızgın olduğunu, özür dilememi istediğini söyledi..
Dilerdim, ondan milyon kere özür dilerdim. Çünkü seviyodum onu..
Ama o kızdan ölsem de dilemezdim.
O kızdan öyle nefret ediyorum ki..
Söyledim bunu ona. Nefret ettiğimi değil tabii.
O kızdan özür dilemem dedim sadece..
Cevap vermedi..
Anladım ben.
Zaten beni affetmesini beklemiyordum.
Sadece iyi olup olmadığını merak ettiğimi belirten bi mesaj attım ona.. İyi geceler diledim..
İyi geceler Gizem. dedi..
Ürperdim okuyunca.. Çünkü nefretle yazılmış bi mesajdı o..
Hissettim. O sıcacık "canım" deyişinden eser yoktu..
Eskiden olsa açık açık söylerdim. Bu ne bu buz gibi mesaj derdim..
Özür dileyip iyi geceler bitanem derdi oda..
Ve huzurla uyurdum.. Onun yanımda olduğunu bilmenin huzuruyla..
Ama artık o yok.
Bu akşam bir daha anladım..
O artık hiç olmuycak.
Dönmiycek bi daha bebeğine..
Ben de huzurla uyuyamıycam bir daha..

Bide; sildim numarasını. Ezberimde ama umarım geriye ket vururum da ezberliyceğim repliklerimin -gerçek aşkım olduğunu anladığım repliklerimin- arasında kaybolur gider..

Senden nefret ediyorum.
Ve seni çok seviyorum..

posted under |

Ha?

Tarih sınavı var haftaya. Gidip ona çalışmam gerekirken oturup gırgır yapıyorum.
Ama canım ders çalışmak istemiyo.
Aslında canım gırgır yapmakta istemiyo.
Müzik dinlemekte istemiyo.
Benim canım yazı yazmakta istemiyo.
En iyisi gideyim mal mal boşluğa bakayım. Evet, bunu canım istiyo.
BY.

posted under |

Nokta

Ne sıkıntılı insanım.
Yine sıkıldım.

posted under |

Kent Meydanı apaçi team aa yee salşgösf

Dün çok güzeldi.
Hazal, Sefa ve Ben Kent Meydan'ına gittik.
Hazalla ben yukarıya doğru çıkan bantta aşağı inmeye çalıştık. Çok eğlenceliydi. slşfsd
Dün pazar olduğundan mıdır nedir artık kent meydanını apaçiler basmıştı!!
Çok korktuk. Özellikle Hazal dsgpolsföçsd

Onlar Kesha'nın albümünü aldılar. Lady Gaga'da aradılar ama bulamadılar.
Sefa'yı görmeliydiniz. Mutluluktan havalara uçuyodu ve albüme baka baka doyamıyodu psolfşaasşfças
Ben Blue Jean'a yapıştım. Çünkü Justin Bieber posteri veriyodu ama alamadım.
Bedük'ün albümünü de alamadım.

Soooonracııma ordan çıktık bi süre naapsak modunda gelen geçen apaçileri korku içinde izledik.
Cebimizde 5 lirayla gidip Cafe Crown'a oturduk.
Bi süre garsonların dikkatini çekmedik ama ne yazık ki bi garson gelip ne alırsınız dedi..
Hazal hiç utanmadan bi tane su alalım dedi sdpklsşföaslşfasçfşsldgs
Garson kaldı bi an sonrada ben menüyü bırakayım başka bişeyde almak istersiniz belki :) dedi ve gitti..
Baktııık baktık ve içinden ismini hatırlamadığım bişey seçtik. Garson getirdi.
Pipetle çok iğrenç şeyler yaptık -içecek iğrenç şeyler yapmaya çok müsaitti ama aslişödlşasşföas
Salak salak esprilerde yaptık. Sefa bizden utandı psdlşöçsfişasfsf
Soonra ordan da çıktık klşsfas
Ve kıçımızın donmasına rağmen Hazal'ın babasını beklemeye başladık.
Aradı 10 dk sonra geliyorum deyince biz tekrardaaaaan kente gittik.
Fark etmeden personellerin şeysine inmişiz kızdılar bize sdplşsd
Resmen "çıkış şurdan" dediler. Kovdular.
Çıktık ve yine donmaya başladık.
Sonunda babası geldi ve bizi evlerimize bıraktı.
Böylece bu güzel günde sona ermiş oldu.. :)
Bu ne lan masal sonu gibi bitirdim soplösfsdglşasf
Sonunda babası geldi ve bizi evlerimize bıraktı.
Ve bizde apaçilerden kurtulmuş bi şekilde evlerimize girdik.
E bu da olmadı abi?
Sonunda babası geldi ve bizi evlerimize bıraktı.
BY. dsfplkşsaslgd

posted under |

Sevdim.


posted under |

aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa.

Sıkıldım. Hemde çok.
Uyumak istiyorum ama uykum yok.
Yarın okula hem gitmek istiyorum, hemde istemiyorum.
Arkadaşlarım var, dersler var.
Ve öksürüyorum.
Burger King'teki asık suratlı salak kıza kolam buzsuz olsun diye özellikle söylemiştim halbuki.
İnsan mal olmaya görsün azizim.
Lady Gaga ve Kesha'yı çok seviyorum.
Ve onlarla kafayı yemek üzereyim.
Neredeyse bütün gün onları dinledim.
Kesinlikle rüyama giricekler.
Gördüm bi kere.
Sefa da vardı yanımda. Lady Gaga ve Kesha'yla karşılaşıyomuşuz.
Sefa Kesha'ya atılıyomuş ben Gaga'ya sişfsdg.
E benim sıkıntım hala geçmedi?
Ayrıca hala uykum yok.
Ama uyucam.
Uyumalıyım.
Yoo uyumasam da olur aslında.
Uyumasam naapıcam ki?
Uyuyayım en iyisi.
Ay öksürdüm yine.
Annemde öksürüyo.
Analı kızlı öksürüyoruz çok hoş.
Mmm.. Bi deee Harun Tekin çok tatlı dimi?
Nerden geldi aklıma şimdi bilmiyorum.
Ama çok taş ya.
7. sınıftan beri heeyranım ben o adama slşfkdg.
Tamam anneee yatıyorum şimdii.
İyi geceler :))

posted under |

November Rain.

November Rain..
Bu nasıl bi şarkıdır ya? Bende olan etkisi anlatılamaz sanırım..
Axl'in sesi huzur veriyo..
Sözler yorumsuz zaten :))
Bu şarkıyı Axl değil de başkası söyleseydi bu etkiyi yaratmazdı belki..
Axl'in o kendine öz, detone olma korkusu olmadan söylemesi şarkıyı sevmeme neden sanırım..

Bakın ne diyorum; takın kulaklığınızı uzanın yatağa açın November Rain'in son ses ve kapayın gözlerinizi.. Herşeyin daha iyi olduğunu görüceksiniz..
Bu şarkıyı dinlediğim de olmak istediğim tek yer geliyo aklıma.
Koocaman bi tiyatro sahnesi.. Harika bi müzikal..
Tam repliğimi söylerken arkadan November Rain'in sesi gelir ve dans etmeye başlarım..
Sonra tüm oyuncular bana uyar..
Her notaya uygun muhteşem figürler..

Öyle yani.. Benim işim gücüm yok oturup böyle şeyler düşünürüm :))



BY.

posted under |

Yea.

Biliyorum, tek aşkım tiyatro.
Ve ona çok aşığım.

posted under |

Minik ben.

Selin'den gördüm ve çok özendim. Bende küçük bana öğütler vericem.
Başlıyorum.

Minik ve kıvırcık saçlı ben;
İlkokulda hayatında tanıdığın en tatlı insanın öğrencisi olucaksın.
Yaşamında çok büyük biyer kaplıycak o senin.
Gerçek bi baba gibi davranıcak sana. Sende onu baban gibi seviceksin.
Bahçedeki sırada hep en önde dur. Andımızı okumaya da hergün sen çık.
Ama mikrofon hep senin elinde olsun dikkat et.
Okuldaki ilk arkadaşının adı Çağatay olucak. Çok tatlı o. Gerçi sonradan unutucaksınız birbirinizi ama olsun. Çok iyi anlaşıcaksınız onunla. Beraber oturucaksınız. Annemi istiyorum diye ağlayan bebeler gibi ağlamıcaksınız.
Ananen hep bahçede bekliycek seni. Çok panik. Başına hep bişey gelir sanıyo. Ki 1. sınıfın sonlarına doğru gelicekte. Tam okulun kapısından çıkarken düşüceksin. Koca koca 8. sınıflar üstüne basıcak. Küçüksün çünkü. Onun için sakın çıkarken acele etme.

O çok sevdiğin öğretmenin 5. sınıfta müdür yardımcısı olmak için bırakıcak sizi. Sınıfta en çok sen ağlıcaksın. Ağlama. Biraz ağla. Ama çok ağlama.

6. sınıfa geçince artık önlük değil forma giyiceksin. Bordo forma. Hep onu giymek istediğin için giydiğin ilk gün yatana kadar üstünden çıkarmıcaksın.
Bütün mahalle "Çok yakışmış Gizem" diyecek.
Sonra 7. sınıfta dersaneye gidiceksin. Yeşilırmak'a kayıt olma sakın! Çünkü o lanet dersane senin tek hayalin olan subaylığa ömrünün sonuna kadar ket vurucak. Gitme!
Elif diye salak bi arkadaşın olucak. Sürekli başka kızlarla aranı bozucak. İzin verme sakın. Ya da ver.. Zaten 8. sınıfta intikamını çok kötü alıcaksın. Okulu ona dar ediceksin.

OKS'ye ya çok çalış ya da hiç çalışma. Orta derecede çalışırsan boşa gidicek. 296 puanla düz liseye gidebiliceksin anca.
Ama sonra iyi ki düz liseye gitmişim diyceksin.

Sonra facebook'ta biri çıkıcak karşına.. Daha doğrusu sen onun karşısına çıkıcaksın. Msnine ekliycek seni. Sakın kabul etme onu. Hemen sil! İsmini bile sorma.. Yoksa çok üzülüceksin sonra..

Annen dönücek Almanya'dan. 10 sene sonra.. Onunla yaşamaya başlıycaksın. Sakın ama sakın üzme onu.


9. sınıfın başlarında sakın emo olmaya kalkma. Saçların buna çok müsait ama olma. Çünkü daha okula adımını attığın ilk gün çok dikkat çekersin saçlarınla.
Şuben 9-R olucak.. 2. sırada cam kenarında otur. Sonra ortamını yapınca arkaya geçicen nasılsa.
Yanına Nigar diye şeker mi şeker bi kız oturucak. İyi anlaşıcaksın onunla..

Sonra arka sırana bi kız oturucak. Adı Dilara. Boz fermuarını. Sonra o yapsın. Böylece tanışın. Doğum gününde ikiniz sinemaya gidin. Orda daha çok seviceksiniz birbirinizi. En iyi arkadaşın olucak o senin. Kardeşin hatta.

A bide okulun ilk gününden itibaren bi çocuk çekicek dikkatini. Sende onun dikkatini çekiceksin. Çıkıcaksınız 2 hafta kadar. Ama seviceksin onu. O 2 haftacık zamanda fena bağlanıcaksın ona. Ama o bırakıcak seni. Çünkü sessizsin diye. Konuşma özürlü olma sakın. Relax ol. Eğer öyle olursan belkide bırakmaz seni.

Sınıfta acaip ortam kurucaksınız Dilarayla. 9-R denince ilk akla gelen isimlerden olucaksınız. Sınıfı coşturanlardansınız çünkü.
Sınıfınızda bi kız var. Başlarda seviceksiniz ama sonra nefret ediceksiniz ondan. Bu yüzden en baştan sevmeyin. Konuşmayın bile.

Bide bırak interneti falan. Ders çalış. Yoksa 4 tane 1 gelicek karnene!

9. biticek. Yaz tatilinde msnden bi çocukla samimi olucaksınız. Adı Burak. Çok önceden tanışıyosunuz fakat pek samimi değilsiniz.. Ama sonra bitanen olucak o senin. Bigün konuşmasan eksiklik hissediceksin. Konuştugun zamanda içine huzur dolucak..

Bu arada baban hiç aramıycak seni 10 sene. Bırak aramasın. Üzülme. Sonra bigün aklına gelip görüşmek istiycek. SAKIN GÖRÜŞME. Çünkü yine aramıycak seni. Görüştüğünle kalıcaksın.

Yine msn'den bi çocukla tanışıcaksın. Çağatay. En deli arkadaşlarından biri olucak. Deli'n. Ama çok tatlı o. 25 yaşında o alıcak seni. Akıllı ol yani. asfklhg

TM seçiceksin. 10 TM-A olucaksın. 10. sınıf olucaksın. Servisle gidiyosun okula. Servistede bi aşkın olucak.. Adı Gamzenur. O senin dert ortağın. Herşeyini ona anlatıcaksın.

Dilara ve Gamzenur'la aynı sınıfta olamıcaksın. Sınıfını pek sevmiyceksin en başlarda bu yüzden. Geçip oturucaksın en arkaya. Yanına bi kız oturucak Ayşenur. Daha okulun ilk günü kızı yolasın gelicek ama yapma. Çünkü o senin sıra arkadaşın olucak seviceksin onu sonralarda.

Bide 9. sınıftan itibaren bi kız çekicek dikkatini. Adı Selin. Facebook'unu falan ekliyceksin. Arkadaş olmak isticeksin ama cesaret edemiyceksin msnini istemeye. 10 TM-A'da aynı sınıfta olucaksınız. Yine konuşamıycaksınız pek. Çünkü yanında kankası olucak Aylin. Sonra bi olay olucak ön sıranıza geçicekler. İşte o zaman kanka olucaksınız. Selin ve Aylin. Kardeşlerin olucak onlarda. Aylin'den tırsıcaksın biraz. Çünkü eli çok ağır. Kodumu oturturcak.
Ama Selin'e istedigini yap. En fazla saçını yolucak. Ama dedim ya kardeş olucaksınız. Çok ama çok seviceksin onları.

Bide tiyatrocu olmak istiyceksin. Müjdat Gezen Sanat Okulu açılıcak Bursaya. Sakın kaçırma. Git kayıt ol. Çünkü sahnede çok mutlu olucaksın. Tiyatro senin yaşamın olucak.

Bu söylediklerimide sakın unutma.. Özellikle facebook'ta karşısına çıktıgın çocugu sakın msnine kabul etme. Yoksa üzülürsün..


Tamam şimdi git ve yaşamına kaldığın yerden devam et.

posted under |

Hate.

İstanbul'dan nefret ediyorum.
Bu yüzden İstanbul'a gitmeme kaç gün kaldı diye hergün hesaplıyorum.

İstanbul için yazılmış tüm şarkılardan nefret ediyorum.
Bu yüzden hepsini ezbere biliyorum.
Özellikle "Gripin-Durma yağmur durma" şarkısından.
Onun için hergün defalarca dinliyorum üst üste.


Senden de nefret ediyorum.
Bu yüzden hep aklımdasın.
Sen aklıma gelince İstanbul'da geliyor..
İstanbul gelince ona yazılmış şarkılar..
Bu yüzden hepsinden nefret ediyorum..

Ama en çok senden nefret ediyorum.

posted under |

Alişte.

Telefonum şarzdadır. Annem ayağa kalkınca banada telefonumu veriversin isterim. Fakat şarz demek aklıma gelmez ve şu gerzek sözcükler dökülür ağzımdan : Telefonumu ipten çekip versene.

posted under |

Sıkılmaksıkılmaksıkılmak.

Çok sıkılıyorum.
Bugünlerde yazı yazma yeteneğimi de kaybettim.
Mal mal takılıyorum etrafta. Amaçsız.
Bu aşk ne acaip bişeymiş lan.
Çok sevdiğin birinden aniden nefret ediyosun. Bianda.
Nasıl olduğunu anlamadan suratına tükürmek istiyosun.
İğreniyosun.
Lanet yağdırıyosun ona.
Hem ona hemde onu bu kadar sevdiğin bu kadar değer verdiğin için kendine.
Ve en acaibi üzülmüyosun..
Hayatımdan çıkıp giderse ölürüm yaşayamam diyosun.
Çıkıp gidiyo.
Üzülmüyosun. Hemde hiç.
Sadece anılarını gelirse aklına için cız! ediyo. O kadar..
Ne gözyaşı ne bi bunalım.
Sadece insanların ne kadar şerefsiz olduklarını, onlara hiç güvenmemek gerektiğini anlıyosun.
Dün kü b*k için hiç düşünmeden seni nasıl silebileceğini öğreniyosun.
Öyle işte..
Artık aşık değilim. İçim nefretle dolu ona karşı.
Ve en kötüsü intikamcıyım.
Hemde aşırı..
Öcümü almadan bırakmam peşini.
İstemdışı bişey bu. ~Yapı meselesi yaani.

posted under |

Pöh!

Senden ve o mal sevgilinden nefret ediyorum.
Çok gerzeksiniz gerçekten.
Oturup bütün gün pastırma yiyin.

posted under |

Müjdat Gezen 50. Sanat Yılı

Geçirdiğim en güzel akşamlardan biriydi sanırım..
Çok eğlendim, çok.
Harika bi akşamdı.
Müzikaller süperdi, oyuncular -özellikle Sertan Erkaçan (ehüehü) da muhteşemdi.
Aman Tanrım. O ne tatlı, o ne yakışıklı bir insandır. (L)
Öhöm; konumuza dönelim.
TV'nin en iyi isimleri ordaydı.
Türkan Şoray, Emel Sayın (o tam bir melek), Sezen Aksu, Ayşen Gruda, Perran Kutman, Rasim Öztekin, Levent Kırca, Uğur Dündar, Halit Kıvanç, Mustafa Alabora, Zuhal Topal, İlker Ayrık, Gökçe Bahadır, Sertan Erkaçan, Behsat Uygur, Şevket Çoruh, DENİZ BAYKAL (sfişksdşgj) ve şimdi aklıma gelmeyen onlarca isim..

Emel Sayın; O ne güzellik yahu.. Hiç mi yaşlanmaz bir insan?
Saçlar, gözler, dudaklar.. Hayatımda gördüğüm en en en güzel insandı ya..
İnsan değil bildiğin melek.
En az bir melek kadar güzeldi.

Türkan Şoray; her zamanki gibi çok ama çok asildi..
Eğer onunla resim çekinemeseydim ağlardım, gerçekten.

Levent Kırca; Çook tatlı çok =D

Zuhal Topal; Çok taş ya -_-

Herneeeeeeeeeeeeeeeeeyse.
Süper bi geceydi kısacası.

Müjdat Hocam; Size çok ama çok teşekkür ederim.. Hayallerime kavuşmamı sağladınız MSM okullarını açarak.. O 50 yılda o kadar büyük o kadar güzel işler başardınız ki.. İyi ki varsınız.. İnşallah 100. yılınızıda hep beraber kutlarız.. Sizi çok seviyorum..

posted under |

Şizoşems

Öyle zamanlar tehlikelidir Şemsettin..
Ya gel cebime saklan ya bırak şapkana saklanayım.
Kim vurduya gider insan.
Fırsat yok ki kendimi savunup aklanayım!
Bir ara sende biliyorum insanlardan korkuyordun.
Çünkü kendini işkembe sanıyordun..
Böyle birşey bende atlattım.
İskemle sandım kendimi bir süre..
Üzerime oturacaklar diye korkulardaydım.
Ama sonra yırttım Şemsettin.
Kendi kendime telkinler yaptım "sen iskemle değilsin" diye diye..
İnandırdım kendimi..
Sana hak vermiyor değilim ama Şemsettin zaman kötü..
Aslında ne sen ne ben ikimizde deli falan değiliz.
Herkes oynatmış.
Sadece sen ve ben normaliz.
Ama Şemsettin laf aramızda..
Laf aramızda..
Laf aramızda..
Laf aramızda kaldı Şemsettin çıkamıyor, ifade edemiyor kendini bir türlü.
Sende fark ettin zaman kötü, en iyisi biz işi deliliğe vuralım Şemsettin.
Sen kedilerden kork işkembesin diye;
Ben insanlardan korkayım iskemleyim diye.
Ve iskemle üstünde işkembe, çarşamba, perşembe..
Gün say Şemsettin gün say!
Çünkü nasıl olsa birgün gelip bizi alıcaklar..
Bu işten yırtmak için saat numarası yapalım.
Sen yelkovan ol ben yengeç..
Soranlara tek cevap verelim.
Vakit çok geç!
Vakip çok geç!
Vakit çok geç Şemsettin! GELDİLER...
Savaş DİNÇEL

posted under |

Happy B-Day.

Hayatımda en çok istediğim şey Kurt Cobain'i bi kez görmekti.
Ama yok.. Olmamış.. Onunla aynı dünya da hiç yaşayamamışım bile..
O ölmüş, ben doğmuşum..
O'nun hakkında yazıcak çok şeyim var aslında.. Ama kelimelere dökemiyorum; hep olduğu gibi..
Fazla lafa da gerek yok aslında..

İyi ki doğdun Kurt..
İyi ki yaşadın..
Ve keşke hala yaşıyo olsaydın..
Seni seviyorum..






posted under |

İstanbuuuul

Müjdat Gezen tiyatrodaki 50. yılını kutlucakmış.
E öğrencileri olarak bizde davetliyiz tabii.
Yani pazartesi günü İstanbul'a gidiyoruz!
Maslak'a sanırım.
İnternnetten Sefa'yla Maslak'ın resimlerine baktık.
Hay bakmaz olaydık.
Oha olduk resmen. O-H-A!
Türkiye'de böyle yerler var mıydı ya dskjsdjgh :D
Neeeeyse.
Sonunda gidicem İstanbul'a ve C'yi görücem.
O kadar heyecanlıyım ki.
Dün akşam uyuyamadım falan sklfhjsh :D

Neyse okula gidicem hazırlanmalıyım.
Baay.

posted under |

İşte böyle.


posted under |

Sevgililer Günü

Siz bugün sevgililerinizle elele gezdiniz.
Öpüştünüz, koklaştınız.
Birbirinize verdiniz. -Hediye.
Bense gün boyunca ananemde kös kös oturup "Şuan C. ve gerizekalı sevgilisi naapıyodur acaba?" diye düşündüm.

Braaavaaaaaaa.

posted under |

Aman.

Neden ben değil de O?
Ben de eksik olan şey ne?
Ya da fazla?
Fazla mı sevdim acaba?
Hakettiğinden fazla mı değer verdim ona yoksa??

posted under |

ÖF.

Nöbetçi olmaktan nefret ediyorum.

posted under |

İlk gün rezaleti.

Okulların ilk ve son günlerinde olan rezaletten nefret ediyorum.
2. dönemin ilk gününde pek bi rezalet olmadı gerçi. Ama olsun ben yine de nefret ediyorum. ÇÜNKÜ OKULUN İLK GÜNÜ.
Artık okul vakti. Dersler, sınavlar, sözlüler, ödevler vs vs.. Nete ayırdığım o güzel vakitlerin her dakikası kabus olucak..
3 dersti bugün. Ama hiçbir hoca derslere girmedi. Hemde okulda oldukları halde. E bizi niye çağırdınız o zaman?!
Maksat yeşillik olsun.
Hey Allahım.
Son ders boştu -diğer 2 ders gibi- müdür yardımcısı bide sınftan kovdu.
"Çıkın hiç birinizi okul içinde görmek istemiyorum."
Ama orası OKUL hocam OKUL!
Müdürde değişmiş. En çok ona sevindim zaten.
Matematiğimi kurtarmak için çok çalışmalıyım.
Onun için şimdi gidip hocanın verdiği tatil (!) ödevini yapmalıyım.
Görüşürüz..

posted under |

Ama yerim.

tv - jensen ackles supernatural dizisi eye of tiger izlesene.com

posted under |

Koro seçmeleri vs vs.

Canım sıkıldı. Msnde konuşcak kimse yok. Bende yazı yazayım dedim.
Aklımda yazabiliceğim bi konu yok.
BULDUM! Bugün tiyatroda olanları anlatayım..

Dün koro seçmelerine gitmedim. Çünkü sesim çok kötü.
Bu yüzden Sefa'nın bir çok tehtidine mağruz kaldım öhöm.
Heerneyse bugün gittim. Dans dersinin ortasında Sefa'yı, Beni ve 3 kişiyi daha zorla yan sınıftaki seçmeye götürdüler.!
Geçtim oturdum en arkaya sıraya, sahneye en son çıkayım diye. Çünkü şarkısını söyleyen çıkıyordu. Bende hocadan başka kimse kalmazsa daha rahat söylerim mantığıyla rahat rahat oturuyodum. Sefa'ya geldi sıra. Söyledi şarkısını. ( Of ne şarkıydı ama! ) Ama baktım geçti oturdu! "Çıksana lan!" dedim. "Seni dinlicem" dedi. Evet korktuğum başıma gelmişti.. Sefa'nın koca sene diline düşücektim.. Sonunda sıra bana geldi.. Sahneye çıkarken gayet rahattım ama adımımı attığım an sesim gitti. Sesim kaçtı resmen kaçtı! =D Teoman - Gönülçeleni söyledim. Ve piyanoyla "aaaa"ladım. ( Ona her ne deniyosa? ) Sefaya baktım bi ara pis pis gülüyodu!
Eziyet bitti koşarcasına indim sahneden. Çıktık sınıftan ve Sefa kahkahayı patlattı! Bayılır beni rencide etmeye zaten.. =D
Yani kısacası Sefa'ya sene boyunca kullanabiliceği bi koz verdim.. Allah kahretsin ya =D
Hiç bu kadar rezil olmamıştım.
Sınıfa girdiğimizde tüm dans adımlarını kaçırmıştık. Salak salak ayak uydurmaya çalıştık.

2. ders dramaydı. Yeni bi çocuk gelmiş sınıfa. Kendini bi anlattı sınıfça OHA falan olduk yani. 4 yaşından beri tiyatroyla uğraşıyomuş tiyatro ekibi varmış falan. Allah arttırsın ne diyelim.. =D
Müjdat Gezen'in yazdığı "Salak Oğlum" oyununu okuduk. Salak Oğlan Sefa oldu ve gerçekten muhteşemdi. Evet Sefa her ne kadar beni gıcık etsende seni övmekten nefret etsem de bugün kü performansın süperdi ! PİS! =D Ben bi Hüsniye'yi okudum bi Kız'ı okudum bi Anne'yi okudum. Ne oldum bende bilmiyorum.
Haftaya textler verilicekmiş sonunda. Komedi olucakmış oda.
Merakla bekliyorummm.

Bitti.

posted under |

Lokumu ye.


posted under |

Günah lan günah.

Facebook'ta Teoman'ın Sevişirdik Bazen klibini paylaştım.
Bi arkadaşımda LAN GİZEM SAPIK SAPIK ŞEYLER KOYMA!! yazdı.
Bu nasıl bi zihniyet.
Kaçıncı yüzyılda yaşıyo?
Gerçi bu arkadaşın babası imam annesi kuran hocası..
Bu kadar antisosyal olması doğal tabi..
Ama yinede.. Bilmiyorum ya.
Şaşırdım bu kadar geri kafalı olmasına.
Hem klipte de herhangi bi açıklık yoktu.
Aklı orda heralde splsdşlfjskdgj :D
Neeeyse.
Evet, bende müslümanım.
Ama Allahla bu kadar kafayıda bozmadım.

posted under |

Erisin artık şu karlar.

Dün ananeme giderken bi grup çocuk tarafından kartopu saldırısına uğradım.
Herhangi bi tepki vermedim ama önlerinden geçene kadar en az 4 tanesi kafama geldi.
Karşıdan karşıya geçerken bi çocuk şapkamı çekti.
Dönüp küfür ettim.
O soğukta 20 dakika otobüs bekledim. Sonunda geldi ama tıkış tıkıştı içi.
Ve yanıma çok salak bi kız geldi. Sürekli benimle sohbet etmeye çalıştı.
Bi ara dalmıştım dışarıdan bi çocuk otobüse kartopu attı ve tam benim olduğum cama geldi.
Fena halde irkildim ve çoğu kişi güldü.
Ve yolda 34897 tane tanıdığımı gördüm.
Sonunda otobüsten inebildim.
Fakat şimdide önümde çıkmam gereken buzla kaplı bi bayır vardı.
Düşmeden çıktım ama çok büyük bi savaş verdim.
Sağ salim eve girdim. Hay girmez olaydım !
3 saat boyunca Yaprak Dökümünü izlemek zorunda kaldım ve Ferhundeye sinir oldum.
Ve Necla'ya çokça küfür ettim. Abisinin inşaati yandı o kadar zengin olmasına karşın yardım bile etmedi.
Ali Rıza Bey kadar salak bi baba da görmedim ayrıca.
Sonunda Yaprak Dökümü bitti ve ananem kanalı değiştirdi..
Bu seferde Unutulmaz'ı izlemeye başladı!!
Çapkın bi abi 2 kardeşide hamile bırakmış.
İyi de bundan bize ne?!
Daha fazla dayanamadım ve kulaklığımı takıp düşüncelere daldım.
Üniversiteyi kazanabilicek miyim?
Hangi bölümü okuycam?
Gerçekten tiyatrocu olmak istiyo muyum?
Nerden geldiyse aklıma "editör" olmak geldi.
Bi dergide editör olmak.
Renkli kağıtlar, tüylü kalemler vs vs..
Eveet editör olmalıyım dedim.
Ve tiyatroyu şimdilik 2. plana attım. Çünkü onu hobi olarakta yapabilirim..
Edebiyat okumak gerekiyo üniversitede.
Eh Edebiyat tek anladığım ders zaten!
Bunları düşünürken ananemin kafama portakal fırlatmasıyla dünyaya döndüm ve tam 5 tane elma yediğimin farkına vardım!
Herneyse.. Öyle yani.
Sıkıcı bi akşamdı kısacası..

Şimdi yapmam gereken cumartesi gününe kadar karların erimesini beklemek ve düşmeden Sefa'nın zoruyla MSM'ye ulaşmak!

posted under |

Yaşlandık azizim.

Yaşlandım mı noluyo?
Sefayla mesajlaşıyoduk mesajı GÖNDER'de unutmuşum.
Ve bunu yaklaşık 1,5 saat sonra fark ettim!
İnsan mesaj geldi mi diye bakmaz mı 1 saat boyunca.?
Bakmadım işte.
Neyse..
Görüşürüz.

posted under |

Bulamam başlık falan.

Sabahtan beri durmadı yağmur. Durmasın. Severim yağmuru.. Yağmur sesini.. Şimdi olduğu gibi hep huzur vermiştir bana.. Fonda da hafif çok hafif November Rain.. Slash'in solosu.. Şu piyanonun üzerine çıkıp tüm karizmasını kullanarak attığı solo bilirsiniz.

Müziğe karşın çok sessiz etraf. Alışık değilim bu kadar sessizliğe. Sıkılırım. Boğulurum. Çığlık atasım gelir. Konuşmadan duramam. Gözlerimle de olsa konuşmam gerekir. Ki bunu çok iyi yaparım.

~
Evet saat kaç olursa olsun konuşabiliceğim biri var aslında.
Kurt Cobain'in posteri..
Canımın sıkkın olduğu her an ona takılır gözlerim. Sanki bişey anlatmak istercesine bakar yüzüme. Bazen kavga bile ederim! "Sen ne anlarsın ki.. Karşındakilerle savaşmayı nereden biliceksin?! İntihar ettin sen! Yenik düştün YENİK!"
Birden değişir sanki bakışlar.. O masum yüzü sinir kaplayıverir.. Bağırır gözleri! Çığlık atar haykırır o sessizlikte.. "Fazla takma hayatı kafana! İnsanların senin hakkında ne dediğine kulaklarını tıka. Mutlu olmaya bak.."
Ama duymaz benden başka kimse onu.. Beni de ondan başka kimse duymaz zaten..
Çünkü o sadece bi poster. O öldü.
Hayır, benim için yaşıyo.
Ama kimbilir belki herkes için ölmeseydi bigün gerçekten konuşabilirdik?
Belkide cehennemde karşılaşırız ha?
Eveeet cehennem çünkü; ne Kurt cennete gidebilicek kadar iyi biri ne de ben.
Bu yüzden benim kahramanım sanırım..

...


Bu arada..
Bunları okuduğunda benim deli olduğumu düşünmeni istemem.
Ya da bir dakika.. İstediğini düşün. Umrumda değil :]


İYİ GECELER.

posted under |

Saçlarım iğrenç oldu -.-'

Selinle Aylin gelicek birazdan. Ders çalışıcaz. Yalan tabii bu. Eğlenmek varken neden ders çalışalım ki?! Gece çok geç yattım. Sabah beni kaldırmak için büyük bi mücadele verdi annem. Suratıma parfüm "fıslattı" hatta. Saçlarımı yaptım. Ama iğrenç oldular. Saçlarım şimdiye kadar hiç bu kadar iğrenç olmamıştı.
Karnımda acıktı. Selinler gelsin öyle yicez. Kek yaptım (Annem yaptı ama olsun.) Geçen sefer ki gibi un koymayı unutmadım ayrıca. OF! Saçlarım gerçekten çok kötü oldu.
Antalyaya gitti Dilara. Ben mal gibi kaldım bu sıkıcı şehirde. Ne olurdu Seattle'da doğsaydımmm?!
Üniversiteyi bitirince bütün Amerikayı gezicem. Ama en çok Seattle'ı. Texas'ıda çok merak ediyorum. Ama Seattle'ı daha fazla.
Burak'ın dediği gibi; Bizi yerler orda. Yerler mi gerçekten o.O
Niye yesinler? Japon mu onlar her bulduğunu yesinler. Evet, biliyorum çok kötüydü. Okumamış olun..
Kurt Cobain öldü gerçi. Seattle'ı merak etmeme sebep bişey yok. Ama bilmiyorum. Oraya gitmek en büyük hayalim.
Her neyse gelirler birazdan. Durağa gidip karşıliyimde kaybolmasınlar.
Ha bu arada;
SAÇLARIM İĞRENÇ OLDU.

posted under |
Daha Yeni Kayıtlar Ana Sayfa

20 Haziran 2010 Pazar

Sanki hep aynı sabaha uyanıyorum.

Aynı saatte aynı şekilde.

10.30 Hiç değişmez bu saat. Sanki saat çalıyormuş gibi. Dakikası dakikasına her sabah aynı.

Ve aynı pozisyonda uyanıyorum. Yastığım kafamın üzerinde.

Sonra her gün yaptığı gibi yüzümü yıkıyorum.

Bilgisayarımı açıyorum.

Önce facebook’a sonra twitter’a sonra da formspring’e giriş yapıyorum. Her gün aynı.

Annem arıyor. Beni çağırıyor yanına. Gidiyorum. Oturuyorum oturuyorum. Saat 5’te çıkıyoruz.

Eve geliyorum. Yine bilgisayarı açıyorum. Her günkü gibi.

Her gün aynı şarkıyı dinliyorum. Şarkım bile aynı.

Elton John – Tiny Dancer.

Bütün gece bilgisayar başında; hep aynı kişiler hep aynı yerler.

Sonra saat 2.30 oluyor. Uykum geliyor.

Uykum bile hep aynı saatte geliyor.

Banyoya gidip tişortumu ıslatıyorum. Çünkü çok sıcak.

Yüz üstü yatıp yarım saat kadar hayal kuruyorum.

Hep aynı hayaller.

Sonra soluma dönüp elimi yastığımın altına sokup uyuyorum.

Sabah oluyor. 10.30 uyanıyorum.

Yastığım kafamın üzerinde.

Yüzümü yıkıyorum.

Bilgisayarımı açıyorum.

Annem arıyor.

Gidiyorum.

Geliyorum.

Bilgisayarımı açıyorum.

Müzik dinliyorum.

Uykum geliyor.

Yatıyorum.

Hayal kuruyorum.

Soluma dönüp uyuyorum.

Sabah oluyor.

Uyanıyorum…

Uyuyorum.

Uyanıyorum.

Uyuyorum.

Uyanıyorum.

İşte bu kadar.

18 Haziran 2010 Cuma

Merhaba.
Ben yine aşık oldum.
Aah ah.
Cücük sakalına kurban olduğum.

8 Haziran 2010 Salı

Gökyüzünü kaybetmiş bir kuş gibi
Üzgün, yorgun ve de kırgınım hayata.
İğne atsan yere düşmez tenhaların var kalbimde.
Aynadaki hatta sudaki aksin bile kayıp.
Biz seninle bir salkımın iki aşık üzümüyken,
Başka şişelerde şarap olmuşuz..
Başka hayatlarda harap olmuşuz..
Biz seninle bir denizin iki aşık balığıyken,
Başka sularda yüzüp durmuşuz..
Başka kıyılara vurmuşuz..
Eflatun-Şarap

7 Haziran 2010 Pazartesi

Yağmur yağıyoo
Seller akıyoo
Araap kızı camdan bakıyoo.

4 Haziran 2010 Cuma

Ne ayaksın sen?
Neden kalktı bu kadar götün?
Neden kasıyosun bu kadar kendini?
Neden sürekli bana laf sokma çabasındasın?
Bana laf sokunca ya da öyle olduğunu sanınca tatmin mi oluyosun?
Bişeyleri mi ispatladığını sanıyosun?
Aslında evet ispatladın.
Ne kadar mal bi insan olduğunu çoook iyi anlattın.
Bunun için sana bi teşekkür borçluyum.
Canım ya.
Hiiiiç götümde değilsin emin ol.
Sana dersini vermeyi bilirim ben ama sabrediyorum bazı şeyler için.
Onun da zamanı gelicek hayatım merak etme.
Yani insan gibi davranmayı bildiğim gibi, çok güzel ağza da sıçarım.
Kasma kendini bu kadar.
Relax ol.
Ben öyleyim.
Bu yüzden bi sorunum yok seninle.
Şimdi o kalkık götünü de al ve siktir ol git okey?


2 Haziran 2010 Çarşamba

Yarın geometri var. Okula gitmesem mi?
Aslında sen porselenden bir düştün,
Gerçeklerin ayağına takıldın düştün.
Ve birleştirmek için yerine parçalarını,
Parçalanmış hayatının peşine düştün.
Herşeyin bokunu çıkartmaya bayılırsınız.
Bkz : Bazardaki artiz.
Yeter lan.

1 Haziran 2010 Salı

Arasam sesini duyacaktım ve yorgun parmaklarımın arasından kayıp gidecekti şiirlerin yine.
Kitaplarım devleşecekti ellerimde ve görünmez bir devin hışmına uğrayacak, öylece kalakalacaktım olduğum yerde.
Kar tanelerinin altında yürüyen bir aslanı andıran o yürüyüşünü özleyecektim, arasaydım seni eğer.
Hep özlediğim bir tını olacaktı sesinde yine, bıraktığın uzaklığa yenik düşecek ve seni sevmenin sadece beklemek olduğunu anlayacaktım.
Arasam, bir hüzün daha düşecekti sevdama, dalga dalga kaplayacaktı tüm benliğimi simsiyah saçlarının çocuksu kokuları.
Arasam ilk sözcüklerin yıkıp geçecekti yine, dilim kocaman olacaktı ağzımda, ne diyeceğimi şaşıracak, kedi mırıltısı gibi bir ses tonuyla hoşçakal deyip kapatacaktım..
Arasam sesini duyacaktım ve yeni bir yolculuk daha başlayacaktı, kar tanelerinin içime ağır ağır düşmeye başladığı anda.
Bildiğim bütün aşk şarkıları sağanak olup yağacaktı beynime arasaydım seni eğer, mısralar tersyüz olacak, sözcüklerin ahenksiz danslarını ise anlamayacaktım asla.
Arasam ateş basacaktı yanaklarımı, alnımdaki terleriyse silecektim ellerimin tersiyle.
Sessiz ve sinsi gidişin düşecekti aklıma arasaydım eğer, kendimi bir kez daha sorguya alacak, çağıracaktım işkencecilerimin en yeteneklisini.
Aklım ve duygularımın birbirine girdiğine tanıklık edecektim arasaydım eğer, şaşıracaktım kendimi neden bu kadar çok anlatmak zorunda kaldığıma.
Daha ilk sözcüğün beynime girdiğinde, beni etkileyenin hala ne olduğunu anlayamadığım için kızacaktım kendime, seni arasaydım eğer.
Zekanın duygularını baskıladığını düşünecek ve öfke nöbetleriyle titreyecekti bedenim yeniden, seni arasaydım eğer.
Aynanın karşısında bulacaktım kendimi belki de seni arasaydım eğer, tanışmak zorunda kalacaktım gözbebeklerime düşen hüzünle.
Arasam o içime çekmeye doyamadığım kokun, ellerinin sıcaklığı ve hınzırca gülüşün çıkıp gelecekti birbiri ardına. Yaşananların her anını yeniden yaşayacak, hayalinle avutmak zorunda kalacaktım kendimi.
Arasam yine sarhoş uyanacaktım ertesi sabah koltuğun üstünde, omuzlarımda hayatın ağırlığıyla ezilecek, günyüzü görmemiş küfürlerle hakaretler yağdıracaktım kendime.
Aşka ihanet edecektim arasaydım eğer, çiğnemiş olacaktım el değmemiş duyguları, kirletecektim elimde senden kalan ne varsa.
Kapatınca bakakalacaktım telefona seni arasaydım eğer, sonra ciğerlerime bir sigara dumanı çekecek ve kim olduğumu soracaktım kendime.
Unutacaktım günaşırı su vermem gereken çiçeği, köpeği beslemeyi, kapıyı kilitlemeyi unutacaktım seni arasaydım eğer.
Dev bir boşluk bekleyecekti beni yatağımda, seni arasaydım eğer.
Ben, ben olmayacaktım ve sen geri döndüğünde ben olmayan benle karşılacaktın arasaydım seni eğer..

28 Mayıs 2010 Cuma

Ehe.

Karanfil deste gideeeer
Ha ha ha haa haaaa.

26 Mayıs 2010 Çarşamba

vaaaaaaaay.

Paranın gözü kör olsun lan.
Paran varsa herşey güzel.
Yoksa çok fena.

Özel bi okulda İngiltere'ye gezi oluyo.
Sefa resimlere bakarken 2 tane arkadaşımızı görüyo.
Bana söylüyo.
Bende bakıyorum.
Ve içimde engellenemez bi kıskançlık duygusu büyüyo..

İşte böyle sevgili blog.
Haksızlık.
İngiltere, Amerika..
Kolej.
Öküz gibi para.

Onları çok fena kıskanıyorum.
Ağlayasım geliyo lan.
Of ya of ya of of ya of ya.
Bende Bershkaya ya da Zaraya girip kendimi kaybetmek istiyorum.
İngiltereye gitmek istiyorum.
Jeeplerde dolaşmak istiyorum.
850 TL'lik gözlük takmak istiyorum.
Babamla yurt dışında araba fuarlarında gezmek istiyorum.
İstiyorum da istiyorum.
Bunları anneme söyleyince çok güzel bi cevap alıyorum.
"Teyzemin bıyıkları olsaydı dayım olurdu."
Aman iyi.

Gidip resimlere tekrar bakayım da biraz daha bunalıma gireyim.
Bays.

23 Mayıs 2010 Pazar

yirmiikimayısikibinon

Ve sonunda bitti.
Oyunumuzu çok başarılı bi şekilde sahneye koyduk.
Herkes çok beğendi..
Mutluyum.
Sahnede olmayı, o alkışları sevdiğimi iyice anladım.
Ve kimse repliğini unutmadı.
Unutsa da toparladı.
Muhteşem bi akşamdı diyebilirim yani..
Dur biraz anlatayım içimde kalmasın dsşlkg.

Daha önce söylediğim gibi ben oyuna şu kadar kaldı diye hep ayları, günleri sayardım.
Dün saatime baktığımda oyuna 10 dakika kalmıştı.
Perde kapalıydı, biz sahnede bi oraya bi buraya heycanla koşuştururken, birbirimizi sakinleştirmeye çalışırken seyirciler yerlerini alıyordu.
Hepimiz manyak derecede heycanlıydık.
Esra abla bize moral vermeye çalışıyordu.
Aslında en çok korktuğum şey karanlıkta dekorun arkasına giderken bi yere takılıp düşmemdi.
Çünkü ben ışıkta bile oraya buraya takılıyorum.
Sonunda perde Carmina Burana'yla yavaş yavaş açıldı.
Sefayla bi panonun arkasında diz çökmüş salak salak konuşuyorduk;
-Bitti, işte herşey bitti.
-Herşey bu kadar kolay olmamalıydı!
-Oyunun sonuna geldik!
-Ne yapıcaz. Offf.
gibi malımsı cümleler ve ağlamaklı sırıtışlar.
Sonunda benim sahnem yaklaştı.
Hazala 904358903468 kere tembihledim Hazal ışık söndüğünde bana elini uzat ki düşmiyim diye.
Işık karardı, yerimi aldım.
Ve lokal ışık sadece Can ve bana vuruyordu.
Çok heycanlıydım.
Ama dizlerim titremiyordu.
Sonunda o huyumu üzerimden atmıştım.
Hiç bi lafımı unutmadan, sesimi gayet yüksek tutarak oynadım.
Ve bitti.
Işık tekrar kapandı.
Hazal elini uzatmıştı direk yapıştım eline.
Sırtımdan yük kalkmıştı.
Bi kere çıktım ya, 2. sahnede o kadar panik yapmam diye düşünüyordum.
Sonra panoların birinin arkasına oturarak 1. perde'nin bitmesini bekledim.
2. perdenin ilk sahnesi Sefa ve bana aitti.
Perde kapandı. Esra abla yanımıza geldi, bizi yine sakinleştirmeye çalışıyordu.
Bana duyguyu çok iyi kattın dedi!!
Onun düşüncesi benim için çok önemliydi çünkü o bi konservatuar öğrencisiydi.
O sözlerden sonra heycanım biraz azalmıştı.
Ve 10 dakika sonra perde yeniden açıldı.
Işıkların yanmasını ve geçiş müziğinin bitmesini bekledim.
Elimde çantam emin adımlarla çıktım sahneye.
Sefa köşede coşmuş bi şekilde yerleri siliyordu.
Merhaba dedim duymadı.
Yaklaştım, biraz daha bağırarak merhaba dedim.
Yine tık yok.
Seyirciler gülmeye başladı -bu çok hoşuma gitmişti.
En sonunda merhaba diye avazım çıktıgı kadar bagırdım ve beni duydu.
Sonra replikler falan.
-Yürü hadi yürü, müdürün odasını göster bana.
Müdürün odasına geldik, müdürle konuştuk.
Sonra Rasim Bey girdi sahneye.
Seyircilerden heycan belirten sesler yükseldi.
-Kızım müdür bey yok mu evladım?
-Onlar çatlak bu da bunak..
-Evladım işitmiyor musun?
-İşitiyorum işitmesine de sen kime söy....
Arkamı dönüp Rasim Beyi 30 sene sonra görmüştüm.
Işıklar yanıp sönmeye ve o muhteşem damar (!) şarkı çalmaya başladı.
Ve bi alkış koptu seyircilerden!
Gülmemek için çok büyük bi savaş verdim.
Yanaklarımın içi yara oldu, çünkü ısırdım.
Sonunda Rasim beyle birbirimize açıldık.
Bu sefer Can ayağıma gerçekten bastı ve gerçekçi bağırdım. (yani bence)
3-4 sahne sonra yine benim sıramdı.
Dalmışım.
Zamanında çıkamadım.
Sefa içeri doğru bağırdı ;
-İçerden bir ses mi geliyür?
Birden kendime geldim ve atladım sahneye.
Topladım ama.
-Kendimi atmak mı dediniz? Aaa o nasıl söz Allah korusun!
Ve son sahneye gelmiştik.
Son bombayı patlatıcaktım.
Kimsenin beklemediği birşeyi yapıcaktım.
Küfür edicektim.
Neveser Hanım, asla küfür etmezdi çünkü.
Replikler aktı, aktı ve şu sözler döküldü ağzımdan;
-Sana kötü laf söyleyip terbiyemi mi bozucam be pezemenk!
Bütün salon kahkahaya boğuldu.
Müdürün şokundan ve terbiyesiz lafından sonra Can oyunun mesajını verdi.
-Asıl terbiyesizlik sizin yıllardır eğitim diye yaptığınız bu uyutmacılık be utanmaz adamlar!
Işıklar kapandı.
Herkez dans yerini aldı.
Işıklar yandı, müzik verildi ve dansımızı yaptık, selamımızı verdik.
Elif Hoca geldi. Hep beraber bi selam daha verdik ve alkışlar içinde perde kapandı..
Sorunsuz bi şekilde atlatmıştık! Hepimiz çok ama çok mutluyduk.
Kapıda tüm velilerin çok iyiydiniz tebrikler, başarılarınızın devamını dileriz gibi güzel sözlerine teşekkür ederek evlerimize dağıldık.

Şimdi günlerden pazar fakat MSM yok.
Hepimiz büyük bi boşluktayız.
Hem hüzünlüyüz, hem mutluyuz.

21 Mayıs 2010 Cuma

Sefa Can Ulker rica etsem okur musunuz.

MSM bitti..
Sanki ölmüşüm de anılar gözümün önünden bir bir geçiyo.
Bütün MSM günlerim.
En çok Sefa geliyo gözümün önüne.
En çok onunla anım var çünkü.
En güzeli ilk doğaçlamam da sahnede mal gibi kalışımız.
Gagaaa .L
Bok etmiştik.
Sonra Elif hoca'nın oyununa gidişimiz.
Bizi görsün diye ayağa fırlayıp manyaklar gibi alkışlayışımız.
Sonra onun görmeyişi.. o.o
Karlı, buz gibi bi günde mal gibi çamurun içinde bata çıka resim çekme çabalarımız.
Video bide.
Sefa'nın HEEELP MEE diye böğürüşü..
Benim arkadan "kaybolduuuk" diye bağırışım..
Sonra bigün noolduysa Sefa'nın bana o kocaman elleriyle tokat atışı.
Sevdi güya.
Öküz.
Dünyam kararmıştı lan.
Bi kere de textle geçirmiştin suratıma.
O daha fenaydı.
Küsmüştüm ha.
Harbi harbi.
Ama sonra baktım aynı sahnedeyiz küslük olmaz. dsşkjg
Şey, sonra bi kere daha buluştuk fotoğraf çekmek için.
2 tane zeki koruparka gitmiştik.
30 milyon bayılmıştık orda.
Hala içim yanıyo lan.
Taksici dolandırdı da dolandırdı ibne.
10 dakika içinde 3 tane metro değiştirdik bide.
Neyse, tilkinin dönüp dolaşıcağı yer kürkçü dükkanı sözüne uyarak, evimiz gibi benimsediğimiz çevre yoluna gitmiştik.
Kar yoktu ama bu sefer.
Çimendi heryer. Heykel'deki çimenler gibi üzerine kedi işememişti üstelik.
Bi de çingene pembesi çoraplarımla çimenler mikemmel bi tezat oluşturmuştu.
Salak salak, yine hiç biri düzgün çıkmayan 934834 tane fotoğraf çekip, arabaların kornalarına aldırmayıp Tik Tok'u söylemiştik.
Ha bugün sana "Jacob! Help me!" dediğimde birden kendini Edward sanıp beni sırtına alıp, koca sınıfın içinde bi o tarafa bi bu tarafa koştuğunu, manyak gibi döndüğünü ve beni yarım aklımıda aldığını söylemeden geçemiycem.
Vay, tüm bunları yazarken hepsi gerçekten gözümün önünden geçti.
Güzel günlerdi.
Neyse, MSM bitti ama arkadaşlığımız bitmedi.
Sonuçta bugünkü casttan sonra herkes bizi dışlıycak ve bizim birbirimizden başka arkadaşımız olmuycak >.>
Bakkal bile salam vermicek bize. O derece.
Kese kağıdı geçirip yaşıcaz mutlu mesut.
Öf nyse bu kdr ytr cnm.
Yni ksaca dmk istedgm svyrm sni untma bunu.
oq ßß.






Artiz Mektebi.

Ohaoha.
Yarın bildiğin oyun var lan.
Ben günleri 1 ay kaldı, 2 hafta kaldı, 10 gün kaldı, 5 gün kaldı, 3 gün kaldı derkeeeen saatler kaldı!!
Tek korkum öğrenci sahnesi.
1 kişi bi lafını unuturda bütün sahne gider diye aklım çıkıyo.
Bide şey; Rasim Bey ile Neveser Hanım'ın 30 sene sonraki ilk karşılaşmasında çalan müzikte gülerim diye çıkıyo aklım.
Ama nasıl gülmiyim abi.
O nasıl bi müzik ya.
Öyle böyle değil.
Damar.
Off. dsşljkfsdöfşlsdgasşkdgkşlsjgsdgklsdjg
Aklıma geldikçe ölcek gibi oluyorum dskljsdklggklsdjg :D

Neysem.
Umarım yarın herşey çok güzel olur.
Tek dileğim bu..
Bana şans dileyiin.


Sevgiler, Neveser..

13 Mayıs 2010 Perşembe

*

Ee ben daha şimdiden sıkıldım.

Hoşçakal blogger.

Şey, sanırım artık yazı yazmak istemiyorum.
Yazıcak bi nedenim yok çünkü..
Herkes sevgilisine aşk sözleri yazarken ben yolda gördüğüm şirin çocuklardan bahsetmek istemiyorum.
Belki bigün çok sıkılırsam gelir ve yine kafanı şişirim blogger.

25 Nisan 2010 Pazar

Yeşili koruyalım.

Yeşili koruyalım.
Yeşil eşofmanlı, tapılası sarı saçlara sahip olan, basketçi çocukları da koruyalım.

22 Nisan 2010 Perşembe

 

rakın roll beybi!

21 Nisan 2010 Çarşamba

'

22 Mayıs çok güzel olucağa benziyor.

15 Nisan 2010 Perşembe

...

Eskiden O'na mesaj atmak için düşünmezdim bu kadar.
Ama şimdilerde günlerce düşünmek zorunda kaldım ona mesaj atsam mı diye..
ATTIM.
Evet, ne yazık ki kalbim beynimi yendi ve attım.
Ellerim kırılsaydı, hattım kapansaydı, telefonumun şarzı bitseydi, turkcell beni rencide etseydi de atmasaydım!
Nasılsın.. Yazdım.
Kalbim yerinden fırlıycak gibiydi. Acaba sen kimsin diye mi sorucaktı ya da sadece iyiyim mi diycekti.. Yoksa SANANE! mi derdi..
Sonunda titredi telefonum..
Derin bi OH çektim.. Çünkü ekranda ne sen kimsin ne de sanane yazıyodu..
Ben iyiyim seni sormalı yazmıştı..
Eskiden iyiyim canım sen ? yazardı..
Biliyodum çok içten yazardı o "canım"ı..
Sonra konuştuk işte..
Kızgın olduğunu, özür dilememi istediğini söyledi..
Dilerdim, ondan milyon kere özür dilerdim. Çünkü seviyodum onu..
Ama o kızdan ölsem de dilemezdim.
O kızdan öyle nefret ediyorum ki..
Söyledim bunu ona. Nefret ettiğimi değil tabii.
O kızdan özür dilemem dedim sadece..
Cevap vermedi..
Anladım ben.
Zaten beni affetmesini beklemiyordum.
Sadece iyi olup olmadığını merak ettiğimi belirten bi mesaj attım ona.. İyi geceler diledim..
İyi geceler Gizem. dedi..
Ürperdim okuyunca.. Çünkü nefretle yazılmış bi mesajdı o..
Hissettim. O sıcacık "canım" deyişinden eser yoktu..
Eskiden olsa açık açık söylerdim. Bu ne bu buz gibi mesaj derdim..
Özür dileyip iyi geceler bitanem derdi oda..
Ve huzurla uyurdum.. Onun yanımda olduğunu bilmenin huzuruyla..
Ama artık o yok.
Bu akşam bir daha anladım..
O artık hiç olmuycak.
Dönmiycek bi daha bebeğine..
Ben de huzurla uyuyamıycam bir daha..

Bide; sildim numarasını. Ezberimde ama umarım geriye ket vururum da ezberliyceğim repliklerimin -gerçek aşkım olduğunu anladığım repliklerimin- arasında kaybolur gider..

Senden nefret ediyorum.
Ve seni çok seviyorum..

14 Nisan 2010 Çarşamba

Ha?

Tarih sınavı var haftaya. Gidip ona çalışmam gerekirken oturup gırgır yapıyorum.
Ama canım ders çalışmak istemiyo.
Aslında canım gırgır yapmakta istemiyo.
Müzik dinlemekte istemiyo.
Benim canım yazı yazmakta istemiyo.
En iyisi gideyim mal mal boşluğa bakayım. Evet, bunu canım istiyo.
BY.

Nokta

Ne sıkıntılı insanım.
Yine sıkıldım.

12 Nisan 2010 Pazartesi

Kent Meydanı apaçi team aa yee salşgösf

Dün çok güzeldi.
Hazal, Sefa ve Ben Kent Meydan'ına gittik.
Hazalla ben yukarıya doğru çıkan bantta aşağı inmeye çalıştık. Çok eğlenceliydi. slşfsd
Dün pazar olduğundan mıdır nedir artık kent meydanını apaçiler basmıştı!!
Çok korktuk. Özellikle Hazal dsgpolsföçsd

Onlar Kesha'nın albümünü aldılar. Lady Gaga'da aradılar ama bulamadılar.
Sefa'yı görmeliydiniz. Mutluluktan havalara uçuyodu ve albüme baka baka doyamıyodu psolfşaasşfças
Ben Blue Jean'a yapıştım. Çünkü Justin Bieber posteri veriyodu ama alamadım.
Bedük'ün albümünü de alamadım.

Soooonracııma ordan çıktık bi süre naapsak modunda gelen geçen apaçileri korku içinde izledik.
Cebimizde 5 lirayla gidip Cafe Crown'a oturduk.
Bi süre garsonların dikkatini çekmedik ama ne yazık ki bi garson gelip ne alırsınız dedi..
Hazal hiç utanmadan bi tane su alalım dedi sdpklsşföaslşfasçfşsldgs
Garson kaldı bi an sonrada ben menüyü bırakayım başka bişeyde almak istersiniz belki :) dedi ve gitti..
Baktııık baktık ve içinden ismini hatırlamadığım bişey seçtik. Garson getirdi.
Pipetle çok iğrenç şeyler yaptık -içecek iğrenç şeyler yapmaya çok müsaitti ama aslişödlşasşföas
Salak salak esprilerde yaptık. Sefa bizden utandı psdlşöçsfişasfsf
Soonra ordan da çıktık klşsfas
Ve kıçımızın donmasına rağmen Hazal'ın babasını beklemeye başladık.
Aradı 10 dk sonra geliyorum deyince biz tekrardaaaaan kente gittik.
Fark etmeden personellerin şeysine inmişiz kızdılar bize sdplşsd
Resmen "çıkış şurdan" dediler. Kovdular.
Çıktık ve yine donmaya başladık.
Sonunda babası geldi ve bizi evlerimize bıraktı.
Böylece bu güzel günde sona ermiş oldu.. :)
Bu ne lan masal sonu gibi bitirdim soplösfsdglşasf
Sonunda babası geldi ve bizi evlerimize bıraktı.
Ve bizde apaçilerden kurtulmuş bi şekilde evlerimize girdik.
E bu da olmadı abi?
Sonunda babası geldi ve bizi evlerimize bıraktı.
BY. dsfplkşsaslgd

Sevdim.


11 Nisan 2010 Pazar

aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa.

Sıkıldım. Hemde çok.
Uyumak istiyorum ama uykum yok.
Yarın okula hem gitmek istiyorum, hemde istemiyorum.
Arkadaşlarım var, dersler var.
Ve öksürüyorum.
Burger King'teki asık suratlı salak kıza kolam buzsuz olsun diye özellikle söylemiştim halbuki.
İnsan mal olmaya görsün azizim.
Lady Gaga ve Kesha'yı çok seviyorum.
Ve onlarla kafayı yemek üzereyim.
Neredeyse bütün gün onları dinledim.
Kesinlikle rüyama giricekler.
Gördüm bi kere.
Sefa da vardı yanımda. Lady Gaga ve Kesha'yla karşılaşıyomuşuz.
Sefa Kesha'ya atılıyomuş ben Gaga'ya sişfsdg.
E benim sıkıntım hala geçmedi?
Ayrıca hala uykum yok.
Ama uyucam.
Uyumalıyım.
Yoo uyumasam da olur aslında.
Uyumasam naapıcam ki?
Uyuyayım en iyisi.
Ay öksürdüm yine.
Annemde öksürüyo.
Analı kızlı öksürüyoruz çok hoş.
Mmm.. Bi deee Harun Tekin çok tatlı dimi?
Nerden geldi aklıma şimdi bilmiyorum.
Ama çok taş ya.
7. sınıftan beri heeyranım ben o adama slşfkdg.
Tamam anneee yatıyorum şimdii.
İyi geceler :))

9 Nisan 2010 Cuma

November Rain.

November Rain..
Bu nasıl bi şarkıdır ya? Bende olan etkisi anlatılamaz sanırım..
Axl'in sesi huzur veriyo..
Sözler yorumsuz zaten :))
Bu şarkıyı Axl değil de başkası söyleseydi bu etkiyi yaratmazdı belki..
Axl'in o kendine öz, detone olma korkusu olmadan söylemesi şarkıyı sevmeme neden sanırım..

Bakın ne diyorum; takın kulaklığınızı uzanın yatağa açın November Rain'in son ses ve kapayın gözlerinizi.. Herşeyin daha iyi olduğunu görüceksiniz..
Bu şarkıyı dinlediğim de olmak istediğim tek yer geliyo aklıma.
Koocaman bi tiyatro sahnesi.. Harika bi müzikal..
Tam repliğimi söylerken arkadan November Rain'in sesi gelir ve dans etmeye başlarım..
Sonra tüm oyuncular bana uyar..
Her notaya uygun muhteşem figürler..

Öyle yani.. Benim işim gücüm yok oturup böyle şeyler düşünürüm :))



BY.

7 Nisan 2010 Çarşamba

Yea.

Biliyorum, tek aşkım tiyatro.
Ve ona çok aşığım.

20 Mart 2010 Cumartesi

Minik ben.

Selin'den gördüm ve çok özendim. Bende küçük bana öğütler vericem.
Başlıyorum.

Minik ve kıvırcık saçlı ben;
İlkokulda hayatında tanıdığın en tatlı insanın öğrencisi olucaksın.
Yaşamında çok büyük biyer kaplıycak o senin.
Gerçek bi baba gibi davranıcak sana. Sende onu baban gibi seviceksin.
Bahçedeki sırada hep en önde dur. Andımızı okumaya da hergün sen çık.
Ama mikrofon hep senin elinde olsun dikkat et.
Okuldaki ilk arkadaşının adı Çağatay olucak. Çok tatlı o. Gerçi sonradan unutucaksınız birbirinizi ama olsun. Çok iyi anlaşıcaksınız onunla. Beraber oturucaksınız. Annemi istiyorum diye ağlayan bebeler gibi ağlamıcaksınız.
Ananen hep bahçede bekliycek seni. Çok panik. Başına hep bişey gelir sanıyo. Ki 1. sınıfın sonlarına doğru gelicekte. Tam okulun kapısından çıkarken düşüceksin. Koca koca 8. sınıflar üstüne basıcak. Küçüksün çünkü. Onun için sakın çıkarken acele etme.

O çok sevdiğin öğretmenin 5. sınıfta müdür yardımcısı olmak için bırakıcak sizi. Sınıfta en çok sen ağlıcaksın. Ağlama. Biraz ağla. Ama çok ağlama.

6. sınıfa geçince artık önlük değil forma giyiceksin. Bordo forma. Hep onu giymek istediğin için giydiğin ilk gün yatana kadar üstünden çıkarmıcaksın.
Bütün mahalle "Çok yakışmış Gizem" diyecek.
Sonra 7. sınıfta dersaneye gidiceksin. Yeşilırmak'a kayıt olma sakın! Çünkü o lanet dersane senin tek hayalin olan subaylığa ömrünün sonuna kadar ket vurucak. Gitme!
Elif diye salak bi arkadaşın olucak. Sürekli başka kızlarla aranı bozucak. İzin verme sakın. Ya da ver.. Zaten 8. sınıfta intikamını çok kötü alıcaksın. Okulu ona dar ediceksin.

OKS'ye ya çok çalış ya da hiç çalışma. Orta derecede çalışırsan boşa gidicek. 296 puanla düz liseye gidebiliceksin anca.
Ama sonra iyi ki düz liseye gitmişim diyceksin.

Sonra facebook'ta biri çıkıcak karşına.. Daha doğrusu sen onun karşısına çıkıcaksın. Msnine ekliycek seni. Sakın kabul etme onu. Hemen sil! İsmini bile sorma.. Yoksa çok üzülüceksin sonra..

Annen dönücek Almanya'dan. 10 sene sonra.. Onunla yaşamaya başlıycaksın. Sakın ama sakın üzme onu.


9. sınıfın başlarında sakın emo olmaya kalkma. Saçların buna çok müsait ama olma. Çünkü daha okula adımını attığın ilk gün çok dikkat çekersin saçlarınla.
Şuben 9-R olucak.. 2. sırada cam kenarında otur. Sonra ortamını yapınca arkaya geçicen nasılsa.
Yanına Nigar diye şeker mi şeker bi kız oturucak. İyi anlaşıcaksın onunla..

Sonra arka sırana bi kız oturucak. Adı Dilara. Boz fermuarını. Sonra o yapsın. Böylece tanışın. Doğum gününde ikiniz sinemaya gidin. Orda daha çok seviceksiniz birbirinizi. En iyi arkadaşın olucak o senin. Kardeşin hatta.

A bide okulun ilk gününden itibaren bi çocuk çekicek dikkatini. Sende onun dikkatini çekiceksin. Çıkıcaksınız 2 hafta kadar. Ama seviceksin onu. O 2 haftacık zamanda fena bağlanıcaksın ona. Ama o bırakıcak seni. Çünkü sessizsin diye. Konuşma özürlü olma sakın. Relax ol. Eğer öyle olursan belkide bırakmaz seni.

Sınıfta acaip ortam kurucaksınız Dilarayla. 9-R denince ilk akla gelen isimlerden olucaksınız. Sınıfı coşturanlardansınız çünkü.
Sınıfınızda bi kız var. Başlarda seviceksiniz ama sonra nefret ediceksiniz ondan. Bu yüzden en baştan sevmeyin. Konuşmayın bile.

Bide bırak interneti falan. Ders çalış. Yoksa 4 tane 1 gelicek karnene!

9. biticek. Yaz tatilinde msnden bi çocukla samimi olucaksınız. Adı Burak. Çok önceden tanışıyosunuz fakat pek samimi değilsiniz.. Ama sonra bitanen olucak o senin. Bigün konuşmasan eksiklik hissediceksin. Konuştugun zamanda içine huzur dolucak..

Bu arada baban hiç aramıycak seni 10 sene. Bırak aramasın. Üzülme. Sonra bigün aklına gelip görüşmek istiycek. SAKIN GÖRÜŞME. Çünkü yine aramıycak seni. Görüştüğünle kalıcaksın.

Yine msn'den bi çocukla tanışıcaksın. Çağatay. En deli arkadaşlarından biri olucak. Deli'n. Ama çok tatlı o. 25 yaşında o alıcak seni. Akıllı ol yani. asfklhg

TM seçiceksin. 10 TM-A olucaksın. 10. sınıf olucaksın. Servisle gidiyosun okula. Servistede bi aşkın olucak.. Adı Gamzenur. O senin dert ortağın. Herşeyini ona anlatıcaksın.

Dilara ve Gamzenur'la aynı sınıfta olamıcaksın. Sınıfını pek sevmiyceksin en başlarda bu yüzden. Geçip oturucaksın en arkaya. Yanına bi kız oturucak Ayşenur. Daha okulun ilk günü kızı yolasın gelicek ama yapma. Çünkü o senin sıra arkadaşın olucak seviceksin onu sonralarda.

Bide 9. sınıftan itibaren bi kız çekicek dikkatini. Adı Selin. Facebook'unu falan ekliyceksin. Arkadaş olmak isticeksin ama cesaret edemiyceksin msnini istemeye. 10 TM-A'da aynı sınıfta olucaksınız. Yine konuşamıycaksınız pek. Çünkü yanında kankası olucak Aylin. Sonra bi olay olucak ön sıranıza geçicekler. İşte o zaman kanka olucaksınız. Selin ve Aylin. Kardeşlerin olucak onlarda. Aylin'den tırsıcaksın biraz. Çünkü eli çok ağır. Kodumu oturturcak.
Ama Selin'e istedigini yap. En fazla saçını yolucak. Ama dedim ya kardeş olucaksınız. Çok ama çok seviceksin onları.

Bide tiyatrocu olmak istiyceksin. Müjdat Gezen Sanat Okulu açılıcak Bursaya. Sakın kaçırma. Git kayıt ol. Çünkü sahnede çok mutlu olucaksın. Tiyatro senin yaşamın olucak.

Bu söylediklerimide sakın unutma.. Özellikle facebook'ta karşısına çıktıgın çocugu sakın msnine kabul etme. Yoksa üzülürsün..


Tamam şimdi git ve yaşamına kaldığın yerden devam et.

13 Mart 2010 Cumartesi

Hate.

İstanbul'dan nefret ediyorum.
Bu yüzden İstanbul'a gitmeme kaç gün kaldı diye hergün hesaplıyorum.

İstanbul için yazılmış tüm şarkılardan nefret ediyorum.
Bu yüzden hepsini ezbere biliyorum.
Özellikle "Gripin-Durma yağmur durma" şarkısından.
Onun için hergün defalarca dinliyorum üst üste.


Senden de nefret ediyorum.
Bu yüzden hep aklımdasın.
Sen aklıma gelince İstanbul'da geliyor..
İstanbul gelince ona yazılmış şarkılar..
Bu yüzden hepsinden nefret ediyorum..

Ama en çok senden nefret ediyorum.

11 Mart 2010 Perşembe

Alişte.

Telefonum şarzdadır. Annem ayağa kalkınca banada telefonumu veriversin isterim. Fakat şarz demek aklıma gelmez ve şu gerzek sözcükler dökülür ağzımdan : Telefonumu ipten çekip versene.

7 Mart 2010 Pazar

Sıkılmaksıkılmaksıkılmak.

Çok sıkılıyorum.
Bugünlerde yazı yazma yeteneğimi de kaybettim.
Mal mal takılıyorum etrafta. Amaçsız.
Bu aşk ne acaip bişeymiş lan.
Çok sevdiğin birinden aniden nefret ediyosun. Bianda.
Nasıl olduğunu anlamadan suratına tükürmek istiyosun.
İğreniyosun.
Lanet yağdırıyosun ona.
Hem ona hemde onu bu kadar sevdiğin bu kadar değer verdiğin için kendine.
Ve en acaibi üzülmüyosun..
Hayatımdan çıkıp giderse ölürüm yaşayamam diyosun.
Çıkıp gidiyo.
Üzülmüyosun. Hemde hiç.
Sadece anılarını gelirse aklına için cız! ediyo. O kadar..
Ne gözyaşı ne bi bunalım.
Sadece insanların ne kadar şerefsiz olduklarını, onlara hiç güvenmemek gerektiğini anlıyosun.
Dün kü b*k için hiç düşünmeden seni nasıl silebileceğini öğreniyosun.
Öyle işte..
Artık aşık değilim. İçim nefretle dolu ona karşı.
Ve en kötüsü intikamcıyım.
Hemde aşırı..
Öcümü almadan bırakmam peşini.
İstemdışı bişey bu. ~Yapı meselesi yaani.

5 Mart 2010 Cuma

Pöh!

Senden ve o mal sevgilinden nefret ediyorum.
Çok gerzeksiniz gerçekten.
Oturup bütün gün pastırma yiyin.

24 Şubat 2010 Çarşamba

Müjdat Gezen 50. Sanat Yılı

Geçirdiğim en güzel akşamlardan biriydi sanırım..
Çok eğlendim, çok.
Harika bi akşamdı.
Müzikaller süperdi, oyuncular -özellikle Sertan Erkaçan (ehüehü) da muhteşemdi.
Aman Tanrım. O ne tatlı, o ne yakışıklı bir insandır. (L)
Öhöm; konumuza dönelim.
TV'nin en iyi isimleri ordaydı.
Türkan Şoray, Emel Sayın (o tam bir melek), Sezen Aksu, Ayşen Gruda, Perran Kutman, Rasim Öztekin, Levent Kırca, Uğur Dündar, Halit Kıvanç, Mustafa Alabora, Zuhal Topal, İlker Ayrık, Gökçe Bahadır, Sertan Erkaçan, Behsat Uygur, Şevket Çoruh, DENİZ BAYKAL (sfişksdşgj) ve şimdi aklıma gelmeyen onlarca isim..

Emel Sayın; O ne güzellik yahu.. Hiç mi yaşlanmaz bir insan?
Saçlar, gözler, dudaklar.. Hayatımda gördüğüm en en en güzel insandı ya..
İnsan değil bildiğin melek.
En az bir melek kadar güzeldi.

Türkan Şoray; her zamanki gibi çok ama çok asildi..
Eğer onunla resim çekinemeseydim ağlardım, gerçekten.

Levent Kırca; Çook tatlı çok =D

Zuhal Topal; Çok taş ya -_-

Herneeeeeeeeeeeeeeeeeyse.
Süper bi geceydi kısacası.

Müjdat Hocam; Size çok ama çok teşekkür ederim.. Hayallerime kavuşmamı sağladınız MSM okullarını açarak.. O 50 yılda o kadar büyük o kadar güzel işler başardınız ki.. İyi ki varsınız.. İnşallah 100. yılınızıda hep beraber kutlarız.. Sizi çok seviyorum..

Şizoşems

Öyle zamanlar tehlikelidir Şemsettin..
Ya gel cebime saklan ya bırak şapkana saklanayım.
Kim vurduya gider insan.
Fırsat yok ki kendimi savunup aklanayım!
Bir ara sende biliyorum insanlardan korkuyordun.
Çünkü kendini işkembe sanıyordun..
Böyle birşey bende atlattım.
İskemle sandım kendimi bir süre..
Üzerime oturacaklar diye korkulardaydım.
Ama sonra yırttım Şemsettin.
Kendi kendime telkinler yaptım "sen iskemle değilsin" diye diye..
İnandırdım kendimi..
Sana hak vermiyor değilim ama Şemsettin zaman kötü..
Aslında ne sen ne ben ikimizde deli falan değiliz.
Herkes oynatmış.
Sadece sen ve ben normaliz.
Ama Şemsettin laf aramızda..
Laf aramızda..
Laf aramızda..
Laf aramızda kaldı Şemsettin çıkamıyor, ifade edemiyor kendini bir türlü.
Sende fark ettin zaman kötü, en iyisi biz işi deliliğe vuralım Şemsettin.
Sen kedilerden kork işkembesin diye;
Ben insanlardan korkayım iskemleyim diye.
Ve iskemle üstünde işkembe, çarşamba, perşembe..
Gün say Şemsettin gün say!
Çünkü nasıl olsa birgün gelip bizi alıcaklar..
Bu işten yırtmak için saat numarası yapalım.
Sen yelkovan ol ben yengeç..
Soranlara tek cevap verelim.
Vakit çok geç!
Vakip çok geç!
Vakit çok geç Şemsettin! GELDİLER...
Savaş DİNÇEL

19 Şubat 2010 Cuma

Happy B-Day.

Hayatımda en çok istediğim şey Kurt Cobain'i bi kez görmekti.
Ama yok.. Olmamış.. Onunla aynı dünya da hiç yaşayamamışım bile..
O ölmüş, ben doğmuşum..
O'nun hakkında yazıcak çok şeyim var aslında.. Ama kelimelere dökemiyorum; hep olduğu gibi..
Fazla lafa da gerek yok aslında..

İyi ki doğdun Kurt..
İyi ki yaşadın..
Ve keşke hala yaşıyo olsaydın..
Seni seviyorum..





18 Şubat 2010 Perşembe

İstanbuuuul

Müjdat Gezen tiyatrodaki 50. yılını kutlucakmış.
E öğrencileri olarak bizde davetliyiz tabii.
Yani pazartesi günü İstanbul'a gidiyoruz!
Maslak'a sanırım.
İnternnetten Sefa'yla Maslak'ın resimlerine baktık.
Hay bakmaz olaydık.
Oha olduk resmen. O-H-A!
Türkiye'de böyle yerler var mıydı ya dskjsdjgh :D
Neeeeyse.
Sonunda gidicem İstanbul'a ve C'yi görücem.
O kadar heyecanlıyım ki.
Dün akşam uyuyamadım falan sklfhjsh :D

Neyse okula gidicem hazırlanmalıyım.
Baay.

İşte böyle.


14 Şubat 2010 Pazar

Sevgililer Günü

Siz bugün sevgililerinizle elele gezdiniz.
Öpüştünüz, koklaştınız.
Birbirinize verdiniz. -Hediye.
Bense gün boyunca ananemde kös kös oturup "Şuan C. ve gerizekalı sevgilisi naapıyodur acaba?" diye düşündüm.

Braaavaaaaaaa.

13 Şubat 2010 Cumartesi

Aman.

Neden ben değil de O?
Ben de eksik olan şey ne?
Ya da fazla?
Fazla mı sevdim acaba?
Hakettiğinden fazla mı değer verdim ona yoksa??

10 Şubat 2010 Çarşamba

ÖF.

Nöbetçi olmaktan nefret ediyorum.

8 Şubat 2010 Pazartesi

İlk gün rezaleti.

Okulların ilk ve son günlerinde olan rezaletten nefret ediyorum.
2. dönemin ilk gününde pek bi rezalet olmadı gerçi. Ama olsun ben yine de nefret ediyorum. ÇÜNKÜ OKULUN İLK GÜNÜ.
Artık okul vakti. Dersler, sınavlar, sözlüler, ödevler vs vs.. Nete ayırdığım o güzel vakitlerin her dakikası kabus olucak..
3 dersti bugün. Ama hiçbir hoca derslere girmedi. Hemde okulda oldukları halde. E bizi niye çağırdınız o zaman?!
Maksat yeşillik olsun.
Hey Allahım.
Son ders boştu -diğer 2 ders gibi- müdür yardımcısı bide sınftan kovdu.
"Çıkın hiç birinizi okul içinde görmek istemiyorum."
Ama orası OKUL hocam OKUL!
Müdürde değişmiş. En çok ona sevindim zaten.
Matematiğimi kurtarmak için çok çalışmalıyım.
Onun için şimdi gidip hocanın verdiği tatil (!) ödevini yapmalıyım.
Görüşürüz..

Ama yerim.

tv - jensen ackles supernatural dizisi eye of tiger izlesene.com

7 Şubat 2010 Pazar

Koro seçmeleri vs vs.

Canım sıkıldı. Msnde konuşcak kimse yok. Bende yazı yazayım dedim.
Aklımda yazabiliceğim bi konu yok.
BULDUM! Bugün tiyatroda olanları anlatayım..

Dün koro seçmelerine gitmedim. Çünkü sesim çok kötü.
Bu yüzden Sefa'nın bir çok tehtidine mağruz kaldım öhöm.
Heerneyse bugün gittim. Dans dersinin ortasında Sefa'yı, Beni ve 3 kişiyi daha zorla yan sınıftaki seçmeye götürdüler.!
Geçtim oturdum en arkaya sıraya, sahneye en son çıkayım diye. Çünkü şarkısını söyleyen çıkıyordu. Bende hocadan başka kimse kalmazsa daha rahat söylerim mantığıyla rahat rahat oturuyodum. Sefa'ya geldi sıra. Söyledi şarkısını. ( Of ne şarkıydı ama! ) Ama baktım geçti oturdu! "Çıksana lan!" dedim. "Seni dinlicem" dedi. Evet korktuğum başıma gelmişti.. Sefa'nın koca sene diline düşücektim.. Sonunda sıra bana geldi.. Sahneye çıkarken gayet rahattım ama adımımı attığım an sesim gitti. Sesim kaçtı resmen kaçtı! =D Teoman - Gönülçeleni söyledim. Ve piyanoyla "aaaa"ladım. ( Ona her ne deniyosa? ) Sefaya baktım bi ara pis pis gülüyodu!
Eziyet bitti koşarcasına indim sahneden. Çıktık sınıftan ve Sefa kahkahayı patlattı! Bayılır beni rencide etmeye zaten.. =D
Yani kısacası Sefa'ya sene boyunca kullanabiliceği bi koz verdim.. Allah kahretsin ya =D
Hiç bu kadar rezil olmamıştım.
Sınıfa girdiğimizde tüm dans adımlarını kaçırmıştık. Salak salak ayak uydurmaya çalıştık.

2. ders dramaydı. Yeni bi çocuk gelmiş sınıfa. Kendini bi anlattı sınıfça OHA falan olduk yani. 4 yaşından beri tiyatroyla uğraşıyomuş tiyatro ekibi varmış falan. Allah arttırsın ne diyelim.. =D
Müjdat Gezen'in yazdığı "Salak Oğlum" oyununu okuduk. Salak Oğlan Sefa oldu ve gerçekten muhteşemdi. Evet Sefa her ne kadar beni gıcık etsende seni övmekten nefret etsem de bugün kü performansın süperdi ! PİS! =D Ben bi Hüsniye'yi okudum bi Kız'ı okudum bi Anne'yi okudum. Ne oldum bende bilmiyorum.
Haftaya textler verilicekmiş sonunda. Komedi olucakmış oda.
Merakla bekliyorummm.

Bitti.

6 Şubat 2010 Cumartesi

Lokumu ye.


4 Şubat 2010 Perşembe

Günah lan günah.

Facebook'ta Teoman'ın Sevişirdik Bazen klibini paylaştım.
Bi arkadaşımda LAN GİZEM SAPIK SAPIK ŞEYLER KOYMA!! yazdı.
Bu nasıl bi zihniyet.
Kaçıncı yüzyılda yaşıyo?
Gerçi bu arkadaşın babası imam annesi kuran hocası..
Bu kadar antisosyal olması doğal tabi..
Ama yinede.. Bilmiyorum ya.
Şaşırdım bu kadar geri kafalı olmasına.
Hem klipte de herhangi bi açıklık yoktu.
Aklı orda heralde splsdşlfjskdgj :D
Neeeyse.
Evet, bende müslümanım.
Ama Allahla bu kadar kafayıda bozmadım.

Erisin artık şu karlar.

Dün ananeme giderken bi grup çocuk tarafından kartopu saldırısına uğradım.
Herhangi bi tepki vermedim ama önlerinden geçene kadar en az 4 tanesi kafama geldi.
Karşıdan karşıya geçerken bi çocuk şapkamı çekti.
Dönüp küfür ettim.
O soğukta 20 dakika otobüs bekledim. Sonunda geldi ama tıkış tıkıştı içi.
Ve yanıma çok salak bi kız geldi. Sürekli benimle sohbet etmeye çalıştı.
Bi ara dalmıştım dışarıdan bi çocuk otobüse kartopu attı ve tam benim olduğum cama geldi.
Fena halde irkildim ve çoğu kişi güldü.
Ve yolda 34897 tane tanıdığımı gördüm.
Sonunda otobüsten inebildim.
Fakat şimdide önümde çıkmam gereken buzla kaplı bi bayır vardı.
Düşmeden çıktım ama çok büyük bi savaş verdim.
Sağ salim eve girdim. Hay girmez olaydım !
3 saat boyunca Yaprak Dökümünü izlemek zorunda kaldım ve Ferhundeye sinir oldum.
Ve Necla'ya çokça küfür ettim. Abisinin inşaati yandı o kadar zengin olmasına karşın yardım bile etmedi.
Ali Rıza Bey kadar salak bi baba da görmedim ayrıca.
Sonunda Yaprak Dökümü bitti ve ananem kanalı değiştirdi..
Bu seferde Unutulmaz'ı izlemeye başladı!!
Çapkın bi abi 2 kardeşide hamile bırakmış.
İyi de bundan bize ne?!
Daha fazla dayanamadım ve kulaklığımı takıp düşüncelere daldım.
Üniversiteyi kazanabilicek miyim?
Hangi bölümü okuycam?
Gerçekten tiyatrocu olmak istiyo muyum?
Nerden geldiyse aklıma "editör" olmak geldi.
Bi dergide editör olmak.
Renkli kağıtlar, tüylü kalemler vs vs..
Eveet editör olmalıyım dedim.
Ve tiyatroyu şimdilik 2. plana attım. Çünkü onu hobi olarakta yapabilirim..
Edebiyat okumak gerekiyo üniversitede.
Eh Edebiyat tek anladığım ders zaten!
Bunları düşünürken ananemin kafama portakal fırlatmasıyla dünyaya döndüm ve tam 5 tane elma yediğimin farkına vardım!
Herneyse.. Öyle yani.
Sıkıcı bi akşamdı kısacası..

Şimdi yapmam gereken cumartesi gününe kadar karların erimesini beklemek ve düşmeden Sefa'nın zoruyla MSM'ye ulaşmak!

2 Şubat 2010 Salı

Yaşlandık azizim.

Yaşlandım mı noluyo?
Sefayla mesajlaşıyoduk mesajı GÖNDER'de unutmuşum.
Ve bunu yaklaşık 1,5 saat sonra fark ettim!
İnsan mesaj geldi mi diye bakmaz mı 1 saat boyunca.?
Bakmadım işte.
Neyse..
Görüşürüz.

1 Şubat 2010 Pazartesi

Bulamam başlık falan.

Sabahtan beri durmadı yağmur. Durmasın. Severim yağmuru.. Yağmur sesini.. Şimdi olduğu gibi hep huzur vermiştir bana.. Fonda da hafif çok hafif November Rain.. Slash'in solosu.. Şu piyanonun üzerine çıkıp tüm karizmasını kullanarak attığı solo bilirsiniz.
Müziğe karşın çok sessiz etraf. Alışık değilim bu kadar sessizliğe. Sıkılırım. Boğulurum. Çığlık atasım gelir. Konuşmadan duramam. Gözlerimle de olsa konuşmam gerekir. Ki bunu çok iyi yaparım.

~
Evet saat kaç olursa olsun konuşabiliceğim biri var aslında.
Kurt Cobain'in posteri..
Canımın sıkkın olduğu her an ona takılır gözlerim. Sanki bişey anlatmak istercesine bakar yüzüme. Bazen kavga bile ederim! "Sen ne anlarsın ki.. Karşındakilerle savaşmayı nereden biliceksin?! İntihar ettin sen! Yenik düştün YENİK!"
Birden değişir sanki bakışlar.. O masum yüzü sinir kaplayıverir.. Bağırır gözleri! Çığlık atar haykırır o sessizlikte.. "Fazla takma hayatı kafana! İnsanların senin hakkında ne dediğine kulaklarını tıka. Mutlu olmaya bak.."
Ama duymaz benden başka kimse onu.. Beni de ondan başka kimse duymaz zaten..
Çünkü o sadece bi poster. O öldü.
Hayır, benim için yaşıyo.
Ama kimbilir belki herkes için ölmeseydi bigün gerçekten konuşabilirdik?
Belkide cehennemde karşılaşırız ha?
Eveeet cehennem çünkü; ne Kurt cennete gidebilicek kadar iyi biri ne de ben.
Bu yüzden benim kahramanım sanırım..

...


Bu arada..
Bunları okuduğunda benim deli olduğumu düşünmeni istemem.
Ya da bir dakika.. İstediğini düşün. Umrumda değil :]


İYİ GECELER.

Saçlarım iğrenç oldu -.-'

Selinle Aylin gelicek birazdan. Ders çalışıcaz. Yalan tabii bu. Eğlenmek varken neden ders çalışalım ki?! Gece çok geç yattım. Sabah beni kaldırmak için büyük bi mücadele verdi annem. Suratıma parfüm "fıslattı" hatta. Saçlarımı yaptım. Ama iğrenç oldular. Saçlarım şimdiye kadar hiç bu kadar iğrenç olmamıştı.
Karnımda acıktı. Selinler gelsin öyle yicez. Kek yaptım (Annem yaptı ama olsun.) Geçen sefer ki gibi un koymayı unutmadım ayrıca. OF! Saçlarım gerçekten çok kötü oldu.
Antalyaya gitti Dilara. Ben mal gibi kaldım bu sıkıcı şehirde. Ne olurdu Seattle'da doğsaydımmm?!
Üniversiteyi bitirince bütün Amerikayı gezicem. Ama en çok Seattle'ı. Texas'ıda çok merak ediyorum. Ama Seattle'ı daha fazla.
Burak'ın dediği gibi; Bizi yerler orda. Yerler mi gerçekten o.O
Niye yesinler? Japon mu onlar her bulduğunu yesinler. Evet, biliyorum çok kötüydü. Okumamış olun..
Kurt Cobain öldü gerçi. Seattle'ı merak etmeme sebep bişey yok. Ama bilmiyorum. Oraya gitmek en büyük hayalim.
Her neyse gelirler birazdan. Durağa gidip karşıliyimde kaybolmasınlar.
Ha bu arada;
SAÇLARIM İĞRENÇ OLDU.